Jeotermal Enerji Derneği (JED) Başkanlığı’na yeniden Ali Kındap seçildi Wavin’den Naturel Park Projesi’ne inovatif boru çözümleri Doğu İklimlendirme ISH Digital’de Yerini Aldı ESSİAD’ın Yeni Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Can İŞBİLEN Oldu MÜKAD 2.Olağan Genel Kurul'u Ankara De Monti Otel 'de yapıldı Meva Şehir’in Tercihi Yüksek Verimli Mimsan Kazanlar İSKİD’in 15. Dönem Yönetim Kurulu, Ayk Serdar Didonyan başkanlığında göreve başladı Malta’da QUAD İş Kulelerinin Otopark Havalandırma Sistemi ve Havalandırma Fanları VENCO Tarafından Sağlandı KENTSEL DÖNÜŞÜM ENERJİ TASARRUFU İÇİN FIRSATTIR HER PAYDAŞIN EMEĞİNİ KAPSAYAN LİSTEYE ÜLKE ENERJİ’DEN TAM DESTEK TEKNOLOJİYE ATLAYIN: CASTEL UYGULAMA SEÇİCİ FOSİL YAKIT KULLANMADAN DA ISINMAK MÜMKÜN: LG THERMA V MONOBLOC İMBAT DOMESTİK SOĞUTMA GRUBU SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYLI LABORATUVARDAN TAM NOT: HAVADAKİ BAKTERİLERE KARŞI %99.9999 ETKİLİ CASTEL'DEN 3061E - CO2 SİSTEMLERİ İÇİN KÜÇÜK VE GÜÇLÜ EMNİYET VALFİ

ÜLKE ENERJİ GENEL MÜDÜRÜ ALİ AYDIN

TÜRKİYE’NİN YENİLENEBİLİR YÜZÜ RÜZGAR ENERJİSİ

 

Ülke Enerji Genel Müdürü Ali Aydın: "Türkiye, rüzgardan faydalanan Avrupa ülkeleri arasında en büyük enerji üretimine sahip 7. ülke, bu sektöre dair üretim yapan tesislerin büyüklüğü ile de 5. ülke olarak konumlanıyor. Biz de Ülke Enerji bünyesinde rüzgar enerjisi santrallerine ve Ülke Endüstriyel ile de sektörün üretim merkezlerine yenilikçi servisler sunuyoruz.

 

Türkiye, rüzgar enerjisi alanında sürekli gelişim göstermeye devam eden bir ülke. Sektörümüz ise, ülkemizin doğal kaynaklarına dayanan ve bu kaynaklara hiçbir zarar vermeden enerji üretimine yoğunlaşmış olan rüzgar enerjisi sektörü. 2020 yılı başında 8 GW kurulu rüzgar gücüne sahip olarak enerjisini rüzgardan üretmeye çalışan ülkemiz, yapılan destek ve yatırımlarla zorlu pandemi sürecinde 1,5 GW’ye yakın yeni kurulu gücü devreye alarak 9.305 MWm’ye ulaşan kapasiteyle elektrik ihtiyacının yaklaşık %9’unu ve yaklaşık 10 milyon hanenin elektrik tüketimini rüzgar enerjisinden karşılar hale geldi. Ayrıca Türkiye, rüzgardan faydalanan Avrupa ülkeleri arasında en büyük enerji üretimine sahip 7. ülke, bu sektöre dair üretim yapan tesislerin büyüklüğü ile de 5. ülke olarak konumlanıyor. Biz de Ülke Enerji bünyesinde rüzgar enerjisi santrallerine ve Ülke Endüstriyel ile de sektörün üretim merkezlerine yenilikçi servisler sunuyoruz.

 

Rüzgarın sürdürülebilir bir enerji kaynağı olması, özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük fırsat alanları barındırıyor. Türkiye, elektrik enerjisi üretiminin çoğunluğunu ithal kaynakların işlenmesi ile karşılıyor. Bu açıdan bakıldığında, politikaları yerli kaynakların işlerliğine yoğunlaştırmak hem ekonomik hem de stratejik açıdan çok önemli bir hale geliyor. Özellikle türbin bileşenlerinde yerliliğin de giderek yükseldiği günümüzde, toplam 40 GW’nin üzerindeki rüzgar enerjisi kapasitesinin yaklaşık sadece %20’sinden faydalanıyor olmak sektörün önünde hala fırsatlarla dolu bir yol olduğunu gösteriyor. Günümüzde, rüzgar enerjisi sektörünün oldukça geliştiği ve artık sadece inovasyonlarla farklılaşmanın sergilenebildiği Avrupa coğrafyasında inovatif uygulamaları görebilmek mümkün hale geldi. Biz de sektörde bu iyi uygulamaları hayata geçirip, ülke olarak yarışta ön sıralarda yer almayı hedefliyoruz. Ülke Enerji; rüzgar santrallerine uçtan uca kurulum, bakım ve onarım servisleri sunuyor. Bu servislerde uygulamaların her biri, şu anda en ileri teknolojileri içeriyor. Bu teknolojiler projelerin en kısa sürede, en doğru çözümle ve en yüksek iş güvenliği seviyesinde olabilmesine imkan sağlıyor. Zira bu üç faktör, enerji üretim sektörlerinin tamamı için hayati unsurlar. Santrallerin üretime kesintisiz ve yüksek verimle devam etmesi için operasyonlarda otonom dronelar, makine öğrenmesi ile analiz yöntemleri gibi inovatif uygulamalar yoğunlukla tatbik ediliyor. Tüm bu işlemleri gerçekleştiren ekipler ise uygulamaları çıkış noktalarında yani Avrupa’nın çok çeşitli ülkelerindeki merkezlerde öğreniyor ve Türkiye’deki sahalarda hayata geçiriyor. Rüzgarın enerjiye dönüşmesini sağlayan türbinlerin üretiminde, santrallerin işletilmesinde ve türbinlerin bakımlarında birçok kişi yer alırken, Avrupa’da 300 bin, Türkiye’de ise yaklaşık 17 bin kişi rüzgar enerjisi alanında istihdam ediliyor. Üretiminin ucuz ve yerel olduğu, oluşturduğu ekonomik alan ile ekonomiye katkı sağlayan ve en çevreci enerji kaynağı olan rüzgara ülkemizde de desteğin giderek artması gerekiyor.

 

Gerçekleştirilen bu uygulamaların yanında, sektör olarak ivme kazanılması için ise bir takım makro gelişmelere de ihtiyaç duyuluyor. Örneğin günümüzde rüzgar türbinlerinin dikileceği yerlerin kapasitesinden maksimum verimi elde etmek üzere yatırımcı kuruluşlar en yüksek kanat açıklığına sahip üniteleri seçebiliyor. Ancak kara santrallerinin dışındaki kapasitemiz, henüz ülke gündeminde hak ettiği yeri bulabilmiş değil. İleri seviye diye bahsettiğimiz Avrupa ülkelerinde yüzen açık deniz santralleri mevcutken ülkemizde henüz sabit açık deniz santralleri dahi projelenememiş durumda. Her ne kadar hem pandemi koşullarında hem de mevcut yapıda destekleme mekanizmaları çalışıyor olsa da yenilenebilir ve temiz enerji politikamızın daha geniş açıya taşınması gerekli duruyor. Son zamanlarda sıkça rastlanılan ve küresel yaptırımlara da konu olan ülkelerarası ticari rekabet, özellikle ekonomik kaynakların bağımsızlığını daima ön planda tutuyor. Bu durumdan hareketle de yerli enerji kaynaklarının hem piyasa yapıcılar hem de yatırımcılar tarafından daha da ön plana alınması gerekiyor. Sektör olarak tüm dünyanın önünde ise depolama gibi orta vadede kat edilmesi beklenilen daha büyük aşamalar var. Büyük pil teknolojilerinin gelişerek ekonomik hayata katılması ile enerjinin depolanması ve bu depolama kolaylıklarını önce büyük üretim tesislerinin daha sonra da yerleşim yerlerinin kullanabiliyor olması sektör, sosyal yapı ve ekonomik yaşam bakımından büyük çığır açacak. Yatırım ve üretim prosesleri dikkate alındığında en ucuz yöntem olan rüzgar ve bir diğer yenilenebilir kaynak olan güneş santrallerinin önemi, depolama ile daha da yükselecektir.

 

Son olarak, Türkiye’nin önünde önemli bir sıçramanın gerçekleşeceğini öngördüğümüz 2021 yılı bulunuyor. Halihazırda inşa halinde bulunan 2-3 GW arası kurulu rüzgar gücünün bu yıl içerisinde devreye alınması, ülkemizin rüzgar enerjisindeki gücünü ve konumunu büyük oranda değiştirecektir. Hem WindEurope hem de TÜREB tarafından yansıtılan raporlardaki öngörülere bakıldığında da Türkiye’nin 2025 yılına kadar yaklaşık 20 GW civarında rüzgar enerjisi gücüne ulaşacağımızı görebiliyoruz. Ayrıca rüzgar enerjisinin diğer tüm kaynaklara kıyasla daha çevreci olduğunu vurgulamak gerekiyor. Dünya genelinde yapılan tüm çalışmalar, rüzgar santrallerinin çevre şartlarına en az etkisi olan elektrik üretim metodu olduğunu ortaya koyuyor. Çevre duyarlılığı konusunda hem global hem de yerel kamuoyunun geldiği farkındalık seviyesi mutluluk verici. Bu eğilimin daha da artacağını ve gittikçe doğal yapısı bozulan dünyamızın daha da fazla korunması gerektiğini düşünürsek bu durum, rüzgar enerjisinin önümüzdeki yıllarda daha da fazla büyümesi için bir itici güç olacaktır.

 

California Renewable Energy. Wind Energy Power Plant. Coachella Valley, United States of America.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

Pnosan-36