Sanal Uluslararası Yapıda Tesisat Teknolojisi Sempozyumu, 1-4 Haziran VENCO Yeni Zelanda’da Okulların Hava Kalitesini Yükseltiyor Mekanik Uygulamaların Dijital Dünyadaki Geleceği Paneli Gerçekleşti Masdaf, Müşteri Odaklı Satış Sonrası Hizmet Anlayışıyla Farklılık Yaratıyor İSKİ VE GRUNDFOS HER BİR DAMLAYI KURTARMAK İÇİN GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRDİ ALDAĞ İCRA KURULU BAŞKANI REBİİ DAĞOĞLU: ‘’Ofislere dönüş kademeli olmalı.’’ İmbat İklimlendirme ve Soğutma Sistemleri Pazarlama Direktörlüğü’ne Bilgi Akkaya getirildi Alarko Carrier Webinarları Devam Ediyor TTMD, Sempozyum Basın Toplantısı Düzenledi Mimsan’ın Kat Kaloriferli Kazan Teknolojileri, Isıtmada %30 Tasarruf Sağlıyor Sanal TTMD XIV. Uluslararası Yapıda Tesisat Teknolojisi Sempozyumu Pandemi ortamında merkezi iklimlendirme cihazları ve havalandırma sistemlerinin kullanımı GoodWe SDT G2 Serisi İnvertörler - Güç ve Tasarrufunuzu En Üst Düzeye Çıkarın Termo Teknik önlem aldı, faaliyetine devam etti ENERJİDE BAĞIMSIZLIK YOLU RÜZGAR ENERJİSİNDEN GEÇİYOR

HER KRİZ İÇERİSİNDE BİR FIRSAT BARINDIRIR

MTMD Başkan YARDIMCISI

Barış Şevketbeyoğlu

 

 

Biz yeterince fark edelim veya etmeyelim, insanoğlunun yeryüzünde kurmuş olduğu medeniyetin zihinsel ve fikirsel yapı taşları her zaman aynı temel ilkeye göre şekillenmiştir: “Hayatta kalmak”. Evrimin tüm canlılar için ilk emri olan yaşamın devamlılığı ilkesinin risk altında olması durumu, bir canlı organizma için yaşanabilecek en travmatik durumu oluşmuştur. Bu hayatta kalma mücadelesi sonrasında gerek insanların gerekse toplumların düşünce ve davranışlarında kalıcı değişimlerin oluşması kaçınılmaz olacaktır.

 

Şirketler de tıpkı insanlar gibi hemen hemen aynı refleksleri gösterirler. Çünkü onları yönetenler de bizleriz. Pandemi sonrası yeni bir dünya düzeninin bizleri beklediği kesin görünüyor. Bu konuda herkes aynı fikirde. Evet ama nasıl bir değişim bekliyor bizleri? Nasıl olacak bu değişimin yönü? İyi mi, yoksa kötü yönde mi değişecek dünya? İşte bu soruya yanıt aramaya çalışacağım yazımda ve büyük ihtimalle her zamanki gibi “demokrasi talebi” umut ve barış dolu bir metin gelecek karşınıza. İtiraf etmeliyim ki, uslanmaz bir iyimserim ve bu durum da yazdıklarıma yansıyor kaçınılmaz olarak.  

 

Artık zamanı gelmişti diye düşünüyordum uzun zamandır. İçimde kıpırdanmaya başlayan anarşist tavırlardan da fark ediliyordu açıkçası. Dünya değişim istiyordu ve bizlerde buna tüm alışkanlıklarımız ile direniyorduk. İnsanoğlunun doğaya yaptığı tahribat çoktan geri dönülemez seviyelere gelmişti. Etrafında bulunan emek ve çaba ile yaratılmış hiçbir şeye saygı duymadan ve sadece kendini önceleyen umarsız ve umutsuz tüketim toplumu halini almıştık çoktan. Aslına bakarsanız her yıl milyonlarca insan bu korkunç dişlinin çarklarında öğütülerek ya posa veya kadavra halini alarak yok olmuyor muydu? İstatistikler bize dünya üzerinde her yıl açlıktan ölenlerden çok obezite nedeniyle ölümlerin fazlalığını göstermiyor, “en ileri devletler” dünyayı pek çok kez ortadan kaldıracak silah gücü için birbirleri ile yarışmıyorlar mıydı uzun süredir?

 

Virüs salgını nedeniyle yitirilen ve yitirilecek olan onlarca insan için üzülmek ve yas tutmak oldukça insani bir tavır olmakla beraber, yaşadığımız dünyanın çirkinliğini ve acımasızlığını göremeyecek kadar zombileştirilmiş ruhlarımız için bir farkındalık umudu olmasını bütün kalbimle diliyorum. Gelecek kuşakların (eğer müsaade edilirse) dünya ile dost ve vicdan sahibi kuşaklar olacaklarını ümit ediyorum. Pandemi ve sonrasında oluşacak sürecin bu durumu hızlandıracağı kanaatindeyim.

 

Üretim ve tüketim tercihlerimize artık sadece karlılık ve verimlilik amaçlı bakamayacağımız kesin gibi. Üretilen bir ürünün tasarım aşamasından geri dönüşüm aşamasına kadar izleyeceği yol ve kullanılan materyaller ile üretim tercihleri o ürünün daha fazla tercih edilmesine neden olacaktır.

 

Kendimden örnek verecek olursam eğer geçmişe dair düzeltme şansım olsaydı ilk yapacağım şeylerden biri 20 adet marka gömlek almak (alırken tüketim dürtülerimi etkileyen reklam ve markaların etkisine kapılmadan) yerine 3-4 tane gömlek almak ve gömleklerin üretim hikayesini biliyor olmak olurdu. Hangi iplik türlerinden yapıldıkları, üretilirken doğaya nerede ise hiç zarar verilmediğinin bilgisini, üretim sırasında kullanılan enerjinin alternatif enerji kaynaklı olduğu ve üreten şirketin sosyal sorumluluk projelerini bilmek benim için daha değerli olacaktı şüphesiz. 

 

Şirketlerin de insanlar gibi davrandıklarını ifade etmiştim yazının başında. Bence artık iş insanları da holdingler, dünya geneline yayılmış marka ve başarı hikayeleri özlemi içinde daha az olacaklardır. Daha küçük, mütevazı, verimli, üretken ve paylaşımcı yapılar içerisinde yer almak isteyecek yeni kuşak. Maddi ve manevi başarının paylaşımın hazzını ve mutluluğunu bizden çok daha fazlaca yaşayacaklarından eminim.

Evet söylediğim gibi uslanmaz bir iyimserim galiba. Bütün bu pandemi ve kriz ortamında dahi böylesine iyimser olmak çok kolay olmasa gerek. Fakat bunlar gerçek hislerim. Geleceğe dair arzularımla hislerimin ayrımını yapabilmeyi bana mühendislik disiplini öğretti. Analitik düşünme kabiliyetidir mühendis olmak ve benim analizlerimin sonuç denklemi bana daha yaşanabilir bir dünya için bu salgının bir fırsat olabileceğini söylüyor.

 

Peki kim engel olabilir bu güzel temennilere diye kendimize sorarsak, büyük oranda hepimizin vereceği yanıt aynı olacaktır. 

 

Durmak ve yetinmek bilmeyen hırslarına teslim olmuş mutsuz insanlar. Kibirli ve iki yüzlü siyasiler. Uluslararası silah ve finans sektörünün “başarılı” yöneticileri. Yani kısaca manevi tarafı gelişmemiş vicdan sahibi olamamış zombileştirilmiş modern insan. Ben onlara kısaca “Homoekonomuszombikus” diyorum. Kapitalist ekonominin beyin ölümü gerçekleşmiş yürüyen ölüleri anlamı taşıyor bu yarı Latince kelime.

 

Tüm bunlara rağmen bizlerin halen bir şansı var sanırım çünkü ben köyümde hasat zamanı imece gördüm daha çocukken. Fındık hasadı zamanı insanların nasıl bir araya gelip şarkılı, türkülü dans ederek birlikte ürettiklerine şahit oldum. İnsanlar orada akraba oldular, orada sevdiler ve orada güvendiler birbirlerine. Görmedim ama Köy Enstitülerinin hikayelerini okudum lisedeyken. Cumhuriyetin o aydınlık projesinin nasıl kolayca emperyalist bir hokkabazlık yolu ile yok edildiğini bildim, anladım.

 

Bu romantik yazılardan lütfen benim serbest piyasa karşıtı olduğumu düşünmeyim. Aksine serbest fikrin her alanda filizlenmesi en büyük arzum olmuştur hep. Ticari hayat içinde aynı duygular içerisindeyim. Haklı rekabete ve kaliteli üretime gönülden inanmış biriyimdir.

 

Risk ve kazan ilişkisi etik ve dengeli olduğu sürece gelişmenin ve üretimin önünü açmıştır her zaman. Bu da insanların yararına bir durumdur. Bu konularda herhangi bir sorun bir kafa karışıklığı yok bence.  Sorun, karşılığı olmayan değerlerin türev piyasalarda laboratuvar şartlarında üretilmesi ve bunun dünyaya silah zoru ile pazarlanması ve bu pazarlamaya teşne yerli işbirlikçilerdir bence. 

 

Bu durumu karakter ve vicdan sahibi hiçbir ulus kabul etmeyecektir. Kaldı ki bizler ya istiklal ya ölüm demeyi en zor şartlarda başarmış bir milletin fertleriyiz.

 

Her krizin içerisinde bir fırsat barındığını unutmayalım. Bu fırsatı sektör olarak bir araya gelmek ve sorunlarımıza ortak çözüm arayışı için çaba göstermek olarak görmeliyiz. Daha küçük ve mütevazı yapılar içerisinde kazancın ve başarının paylaşılabildiği sistemler kurmalıyız. Katma değeri yüksek teknoloji ve akıl barındıran ürünler tasarlamalıyız ve üretmeliyiz. 

 

Dünyanın en çevreci HVAC üretim üssü olmak Türkiye için lüks değildir. İhracat hedeflerinin dışında, güneş, su, rüzgâr ve jeotermal gibi pek çok çevre dostu enerji kaynağı ülkemizde fazlası ile mevcuttur. Müteahhitlik hizmetlerinde ülkemizin bir dünya markası olma nedeni mücadeleci insan diye düşünüyorum. 

En zor şartlara kolayca uyum gösterebiliyor ve üretim yapabiliyor olmamız, inşaat yapım konularında ülkemizi ve firmalarımızı kolayca ön plana çıkartmıştır. 

 

Bu durumu markalaştırmak için devlet desteği ve vizyon sahibi yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Türkiye belki hiçbir zaman bir Apple veya Samsung kalitesinde bilgisayar veya telefon üretemeyecek. Ancak kendi alanında dünya markası olmuş İnşaat şirketleri veya HVAC cihazları üreticisi doğurabilecek kapasiteye sahip olacaktır. Pandemi sonrası pek çok ürünün yapısı ve standartının değişeceği aşikardır. Salgın kontrolü ve yayılmasını önleyen cihazların tasarım ve üretiminin artacağını söylemek için ise uzman olmaya gerek olmadığını düşünmekteyim.

 

3 boyutlu tasarım, BIM ve 5G teknolojilerinin gelişmesi sayesinde şantiye imalatlarının büyük kısmının zaman içerisinde atölye ve fabrika şartlarında hazırlanarak montaj için sahaya sevk edileceğini ve bu yöntemin de her açıdan; üretim, kontrol ve verim gibi süreçlerin takibini kolaylaştıracağını düşünüyorum. Pandemi sonrası bu tür uygulamaların çok hızlı hayatımıza gireceği kanaatindeyim.

 

SALGIN VE SONRASINDA SEKTÖREL BAZDA ATILMASI 

GEREKEN ADIMLARI MADDELER HALİNDE ÖZETLERSEK;

İstihdam dengesini bozmadan küçülmeli ve az riskli daha dinamik yapılar oluşturmalıyız.

Bu dinamik yapıların bir araya gelmesi ile verimli ve güçlü birliktelikler kurabilmeliyiz.

Çevreci ve yenilikçi teknolojiler ile ar-ge ve inovasyona yönelik katma değeri yüksek ürünler geliştirmeliyiz.

Salgın hastalık koruyucu ve önleyici HVAC sistemlerinin standartlarını oluşturmalı ve bu yönde ürünler geliştirmeliyiz.

Şantiye yönetimi ve organizasyonu konusunda kendimize has standartlar oluşturmalıyız.

Hastane ve mobil sağlık hizmetleri HVAC sistemleri konusunda pandemi dönemi verilerini toparlayıp bir sonraki salgın için hazırlıklı olmalıyız.

UV-C, ozon, buhar ile dezenfeksiyon sistemlerini konusunda teknoloji geliştirmeli ve üretici ülke konumunda olmalıyız.

Şantiye imalatlarının bir kısmını atölye şartlarında üretmeye başlamalıyız.

Hızlı kurulabilen mobil sağlık sistemleri ile HVAC sistemlerinin adaptasyonları konusunda standartlar oluşturmalıyız.

İşletme ve bakım konularına daha farklı ele almalı. HVAC sistemleri için salgın dönemi işletme-bakım yönetmelikleri hazırlamalıyız.

 

Sağlıklı ve barış dolu günlerde tüm insanlığın aynı ortak çaba içerisinde olacağı bir dünya için 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. Hiç şüphesiz gelecek onların eser olacaktır ve ancak gerçek bir lider geleceği çocuklara bırakacak öngörüye sahip olabilir.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

duyar vana-31