Medipol Mega Bağcılar Hastanesi Ek Bina Projesi, Venco’nun Referansları Arasına Katıldı GOODWE VE GE ORTAKLIĞI MİMSAN’dan %85’e Varan Oranlarda Yanma Verimi Sağlayan Kazan Teknolojileri FRİTERM'DEN BASIN AÇIKLAMASI Mustafa Demirkol, Schneider Electric Veri Merkezi Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Global Başkan Yardımcısı Oldu SOSİAD’ın Dernek Adı Değiştirildi TTMD ÜYESİ PROF. DR. AHMET ARISOY İLPA Su Teknolojileri Satış ve Pazarlama Direktörlüğü'ne Gökhan Uzuner getirildi Dolmen Grup, Jazz Data Center İklimlendirmesinde İmbat’ı Tercih Etti Dünya Nüfusunun Dörtte Biri Aşırı Derecede Susuzluk Çekiyor ODE DÜNYA ÇAPINDA PRESTİJLİ PROJELERİNİN TERCİHİ OLMAYA DEVAM EDİYOR İklimlendirme Sektöründe Mükemmel Müşteri Memnuniyeti Ödülü DemirDöküm'ün oldu Küresel Salgın Koşulları Hatırlatıyor: Suyun Korunması ve İyi Yönetimi Şart PA-FLEX KAUÇUK HER ALANDAKİ PROJELERDE RAĞBET GÖRÜYOR TESİSATTA CORONA VİRÜS SALGINI İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

DİJİTAL DÖNÜŞÜM, TÜM BOYUTLARI İLE BİRLİKTE ELE ALINMALI

SOSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI TURGAY KARAKUŞ: “DİJİTAL DÖNÜŞÜM, TÜM BOYUTLARI İLE BİRLİKTE ELE ALINMALI”

 

Dijitalleşme, daha doğrusu dijital dönüşüm dünyayı, yaşama, çalışma ve sosyalleşme şeklimizi etkileyen, teknolojik bir paradigma değişiminin eşiğine getirdi. 

 

1994-2003 yılları arasında doğan milenyum kuşağı çocukları, ilk interaktif kuşak olarak bugün iş hayatında yerini aldı. Hatta sonrasında gelen Z Kuşağı bile artık tüketici kimlikleri ile pazarın biçimlendiricileri oldu. Dijital teknolojilerin içine doğan bu çocuklar, iş dünyasında kendi enstrümanlarıyla yer almak, kendi teknolojilerini başat hale getirmek istiyor. 

 

Nesnelerin interneti, 3D yazıcılar, yapay zeka, makine öğrenimi, otonom arabalar gibi pek çok yeni kavram yaşamı hızla değiştiriyor. Öte yandan dünya kaynaklarının teknolojiyi elinde bulunduran kesimler tarafından daha hızlı tüketiliyor oluşu ile birlikte çevre ve sürdürülebilirlik sorunları, dünya gündeminin neredeyse ilk sırasına yerleşiyor. Teknolojiyi geliştiren ve yoğun kullanan toplumlar, çevre dostu bir kimlik içinde, dünyanın sürdürülebilirliğini de gözetmeye çalışıyor.

Isıtma ve soğutma sistemleri, Avrupa’da enerjinin en büyük son kullanıcısıdır. Mevcut verilere göre, nihai tüketimin yaklaşık %50'sinden sorumludur.AB'deki binaların tükettiği enerjinin %80’inden ısıtma ve soğutma sorumludur.

Soğutmanın tüketimi, 2018'de, nihai enerjinin sadece %3.8'ini oluşturmuş olsa da, Avrupa genelinde bu payın hızla artması bekleniyor.

Bu nedenle, uygun politikalar geliştirmek ve yeni yatırımlara zemin hazırlamak için dijitalleşmenin potansiyelini ve en uygun teknolojilerini daha iyi kavramak önemlidir.

Dijitalleşme, yenilenebilir enerji kaynaklarının karşıladığı ısıtma ve soğutma talebinin payını artırmak için de bir fırsattır. Avrupa'nın ısıtma ve soğutma tüketiminin yaklaşık %19'u yenilenebilir enerji (çoğunlukla katı biyokütle) ile karşılanmaktadır (EEA, 2018).Bu pay zamanla artıyor, ancak yeterince hızlı değil. 

Dijitalleşme, operasyonları, planlamayı ve iş modellerini optimize eder, ısı ve soğutma üreticilerini, kullanıcıları, yerel paydaşları ve enerji piyasalarını birbirine bağlayarak toplam karbondan arınma maliyetini azaltır. Akıllı binalar, akıllı şehirler;merkezi olmayan enerji üretiminin ve bölgesel ısıtma, soğutmanın ivmelendiricileridir. 

Dijitalleşme, dünyadaki enerji sistemlerinin güvenliğini, verimliliğini, erişilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmaya yardımcı oluyor. Ama aynı zamanda yeni güvenlik ve gizlilik risklerini artırırken pazarın kurallarını, işgücü profilini değiştiriyor. AB’de işgücünün %37'si dijital dünyada kullanmaları gereken sistemler için gereken becerilere sahip değil. Türkiye’de bu oran daha yüksek olabilir. AB’de işletmelerinin neredeyse yarısı işgücünü yeniden eğitmek için stratejiler uyguluyor. Ülkemizde de dijital dönüşüme çok daha geniş bir perspektiften bakılmalı ve dijitalleşme tüm boyutları ile birlikte ele alınmalıdır.

Yüksek enerji faturaları, düşük gelirler, düşük enerji verimliliği, yetersiz konut ömrü ve enerji arz kalitesi gibi faktörler,enerji yoksulluğu, adaletsizliği yaratabiliyor. 2018 yılı AB Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre AB nüfusunun yaklaşık %9-11'i, evlerini uygun bir maliyetle yeterince ısıtamıyor. Ülkemizde bu oran da daha yüksek olabilir. Isıtma ve soğutmanın dijitalleştirilmesi, enerji talebini ve harcamalarını azaltarak enerji yoksulluğunun giderilmesine yardımcı olabilir. Akıllı bir termostat kullanmak, bir bina zarfını yalıtmaktan daha ucuzdur. Dijitalleşme bu nedenle düşük gelirli insanlar için cazip bir seçenek sunabilir. Bununla birlikte, dijital teknolojilerle ilişkili önemli bir maliyet söz konusudur.

Bununla birlikte, ısıtma ve soğutmanın dijitalleştirilmesinin, kentsel ve kırsal alanlar arasında yeni eşitsizlik türleri getirme riski de vardır.

Dijital uçurum insanlar için olduğu kadar kuruluşlar için de geçerlidir. Daha büyük şirketler, KOBİ'lerden daha fazla dijital teknoloji alımı sergilemektedir ve inşaat gibi daha geleneksel sanayi sektörleri de bu yarışta geride kalmaktadır.

Dijitalleşmenin faydalı yönleri ile hayata geçebilmesinde enerji tüketimini azaltmaya ve daha enerji verimli teknolojilerin alımını teşvik etmeye ihtiyaç vardır.

Soğutma endüstrisinde dijital teknolojileri genellikle enerji verimliliğini artıran, enerji tüketimini azaltan, uzaktan müdahale olanağı sunan sistemler içinde görmekteyiz. Özellikle soğuk zincir, dijitalleşme ile yeniden biçimlendi. Bozulabilir gıdaların çiftlikten sofraya güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamak her zaman büyük önem taşımıştır. Artık soğutma tesislerini, mobil soğuk taşıyıcıları, soğuk muhafazaları bir IoT (nesnelerin interneti) platformuna bağlayarak, yüzbinlerce veri noktasını gerçek zamanlı olarak izlemek, yönetmek, gerekli müdahalelerin yapay zeka yolu ile yapılmasını sağlamak mümkün. Böylelikle gıda bozulmaları ile ortaya çıkacak zarardan kaçınabilir, gıdaların raf ömrü uzayabilir. Bir araştırmaya göre; soğutma sistemlerinin dijitalleştirilmesinin, soğutulmuş stok kaybında yüzde 49'luk bir azalma sağladığı görülmektedir. Benzer biçimde sistemlerin bakımları da dijitalleşiyor. Bu durum reaktif servis-bakım çağrılarını düşürüyor, genel bakım maliyetlerini azaltıyor.

Tabii ki dijitalleşme ve dijital dönüşüm, yeni iş modelleri de yaratacaktır. Örneğin bir kasap dükkanına bir soğuk oda satmak yerine kiralama olanağını sunmak, yeni bir iş yaklaşımı olabilir. Müşteri kiralama opsiyonunu seçtiğinde her şey dahil bir hizmetten de yararlandırılabilir; hızlı kurulum, servis, aylık makul ödemeler gibi…

Dijitalleşme; fırsatlarıyla, tehditleriyle birlikte kaçınamayacağımız bir süreç. Bu nedenle maruz kalacağımız değil, yönetebileceğimiz bir süreç olmasını sağlamaya çalışmak gerekiyor. Özellikle önemini giderek artıran, artırmaya devam etmesi muhakkak görülen soğutma sektörü, bu dönüşümü en başarılı biçimde gerçekleştirmek zorunda.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

duyar vana-31