İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi İklimlendirmesini İmbat Sağlayacak Siemens Bina Ürünleri bölümü, yangın ve güvenlik sistemlerine yönelik ürünleriyle TÜYAK 2019’da Emlak Termal Kent Yalova DemirDöküm Nitromix ile ısınacak TTMD’nin Yeni Kitabı Duman Kontrol Kılavuzu Yayımlandı FORM ŞİRKETLER GRUBU’NA YENİ MALİ İŞLER DİREKTÖRÜ İTÜ Enerji Enstitüsü - Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Sertifika Programı HAZIRLANIN! DEĞİŞİM BAŞLIYOR ALDAĞ ALDAPOOL HAVUZ TİPİ NEM ALICI KLİMA SANTRALLERİ GÜNEŞ ENERJİSİ SANAYİCİLERİ VE ENDÜSTRİSİ DERNEĞİ BAŞKANI HALİL DEMİRDAĞ LİNK YAPI ULUSLARARASI YANGIN ve GÜVENLİK SEMPOZYUMU'NA KATILIYOR GF HAKAN PLASTİK TÜRKİYE VE ORTADOĞU BÖLGE BAŞKANI BATUHAN BESLER AVRUPA’NIN KOMBİSİ İLK KEZ TÜRKİYE’DE E.C.A. CALORA PREMIX KOMBİ İLE KULLANICI KONFORU ÖN PLANDA YENİ JENERASYON DAIKIN ALTHERMA ISI POMPALARI İZOCAM ENKA’NIN IRAK’TAKİ İKİ BÜYÜK PROJESİNİN YALITIMINDA TERCİH EDİLEN MARKA OLDU

ALDAĞ A.Ş. MÜSİAD Vizyoner’19 ZİRVESİNDE YERİNİ ALDI

ALDAĞ A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Rebii Dağoğlu, Türkiye’nin 4.Sanayi Devrimine başarı ile entegre olabilmesi için gerekenleri konu alan konuşmasının yanı sıra; T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı M. Fatih Kacır’ın moderatörlüğünü yaptığı “Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye” başlıklı panel, panelist olarak katıldı.

 

T.C. Cumhurbaşkanlığı himayesinde MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) tarafından iki yılda bir düzenlenen Vizyoner’19 Zirvesi, 27 Kasım 2019 tarihinde, Haliç Kongre Merkezi’nde, 70 ülkeden, 500’ü yurtdışı katılımcı olmak üzere yaklaşık 3.500’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin katılımı ile gerçekleşti. 

 

Bu yıl "Dijital Gelecek" temasıyla gerçekleştirilen Zirve toplantısına, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere; T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı M.Fatih Kacır, MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, İTO Genel Başkanı Şekib Avdagiç, Hyperloop CEO’su Dirk Ahlborn, Geopolitical Futures Kurucu Başkanı ve siyaset bilimci George Friedman gibi çok sayıda üst düzey isim konuşmacı olarak katıldı.

 

Zirve toplantısında ALDAĞ A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Rebii Dağoğlu, Türkiye’nin 4.Sanayi Devrimine başarı ile entegre olabilmesi için gerekenleri konu alan konuşmasının yanı sıra; T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı M.Fatih Kacır’ın moderatörlüğünü yaptığı “Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye” başlıklı panel, panelist olarak katıldı.

 

Rebii Dağoğlu, sivil toplum örgütlerinin; toplumu geliştirecek dinamikleri analiz ederek değerlendiren, üniversite ve sanayiyi güçlü bir işbirliği platformunda buluşturan, politika yapıcılar üzerinde sağladığı katkıları ile etkili olabilen, bu sayede geliştirilen politikaların sonuçlarını yine geniş kesimlerle paylaşan oluşumlar olduğunu ifade ederek özetle şunları söyledi: “Sivil toplum örgütlerinin toplum için vizyon açan misyonunu, bu platformda bir kez daha kanıtlayan ve toplumun nabzını tutan çok geniş bir yelpazeye hitap eden bir örgütlenmeye sahip olduğunu gösteren Müsiad’a Başkanı ve Yönetim Kurulu nezdinde teşekkür ediyorum. Bu zirvede konuşulan konular, bir noktanın altını çiziyor; dijitalleşmenin insan odaklı bir olgu olduğunu, sanılanın aksine, dijitalleşmenin insanın varlığını gereksiz kılacağı korkularının yersiz olduğunu ortaya koyuyor. Ancak dijitalleşmenin kalifiye insana duyulan ihtiyacı artıracak bir olgu olduğu da göz ardı edilmemelidir.

 

Bildiğiniz üzere dünya, 1.Sanayi Devrimini 18.yüzyılda buhar makinasının icadıyla yaşamaya başladı. Her icat, her sanayi devrimi, üretim ilişkilerinde değişikliğe yol açtı, verimliliği artırdı, bulunduğu toplumun üretimini artırdı, enflasyonu düşürdü, refah seviyesinde ciddi bir artış sağladı. Avrupa 1.Sanayi Devrimini yaşarken Amerika’da elektriğin icadıyla birlikte 2.Sanayi Devrimi başladı ve içten yanmalı motorlarla birlikte Sanayi Devrimi 2.safhasına girdi. 1.Sanayi devrimi sürecini tamamlamışken, ikincisi tetiklendi. Taylorist üretim dediğimiz standart, seri üretime geçilmesi, yeni üretim araçlarını devreye soktu. Petrolün icadı, fosil yakıtlara talep yarattı. Bugün dahi fosil yakıtlara olan talep yoğun biçimde devam ediyor. Fosil yakıtların olduğu ülkelerde jeopolitik değişimler, dalgalanmalar hala günümüzde varlığını koruyor. Ülkemiz maalesef sanayi devrimlerinin büyük çoğunluğunu kaçırdı. Ama arifesinde bulunduğumuz 4.Sanayi devrimini, yani dijital toplum olma dönüşümünü kaçırmış değiliz. Toplum konuyla ilgili, süreçler yakından takip ediliyor. Doğru politikalar kurgulanıyor ama hiç şüphesiz ki kalifiye insan yetiştirmemiz gereği göz ardı edilirse 4.Sanayi devrimini de yakalayabilmemiz mümkün olamaz. Sadece eğitim düzeyini, eğitimli insan sayısını artırmamız yetmez. Eğitimin tümüyle normlarını, formlarını değiştirmek, farklılıklara, değişikliğe açık, farklı düşünebilen, karar alabilen insan modelini de ortaya çıkarabilmek gerek. Türkiye Şubat 2001 krizinin hemen akabinde ciddi bir reform başlattı. Serbest kur uygulamasına geçildi. Türkiye sıkı mali disiplin politikası uyguladı. Gelinen nokta itibarıyla Merkez Bankası’nın bağımsızlığının altı çizildi. Yapısal reformlar yerine getirildi. AB sürecinde gaza basıldı. Bu uygulamalar özellikle 2002-2007 döneminde çok ciddi bir büyümeyi getirdi ve enflasyonun düşmesini sağladı. Ancak güçleşen küresel koşullar, aynı reçetelerin bizleri daha ileriye götüremeyeceğinin de habercisi. Türkiye’nin yeni bir rüzgâra, yeni bir serüvene, yeni bir hikayeye ihtiyacı var. Müsiad’ın bugünkü toplantısı gösteriyor ki Türkiye’nin bu yeni gelişim senaryosunu yazacak kadrolar, yine aynı kaynaktan gelecek, aynı tedrisattan geçmiş kadrolardan çıkacak. Buna şüphe yok. Dolayısıyla görevimiz büyük Türkiye’yi, yeni mucizelere, yeni kalkınma hamlelerine taşımak yine bizlerin görevi olacak. Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik öneminin, tek başına bundan sonraki ilerleme sürecinde bizler için yeterli bir kaynak oluşturacağını düşünmek saflık olur. Bunlar bizi ancak çatışma halindeki güçlerin bir savaş alanı, bir antreman sahası olmaktan öteye götüremez. Şayet büyük güç olacaksak, sadece dijital teknolojileri kullanmak da yetmez, Sayın Bakan’ın az önce arz ettiği gibi dijital teknolojiyi geliştiren, üreten, ihraç eden bir ülke olmalıyız. Bugün dünyanın 17.büyük ekonomisiyiz, fakat teknolojik ve inovatif ürünler ihracatında oldukça geriyiz. Düşük kur/TL’ye dayanan ihracat beklentisi sürdürülemez. Ancak katma değeri yüksek ürünler üretmek ve dünya pazarlarına sunabilmek çıkış noktamız olabilir. Tabii ki bu ürünlerin yatırım maliyetleri de yüksek olacak. Ancak, sürdürülebilir, yüksek teknolojik katma değerli, rekabetçi bir ürünü geliştirebilmemiz, pazara sunabilmemiz halinde, yatırım yüksek de olsa makul hale gelir. Bunun yolu da en başta dediğim gibi üniversite sanayi işbirliği zeminini hazırlayacak teknoparklar, teknoloji gelişim merkezleri, ar-ge merkezleri kurabilmekten geçiyor. Özgün düşünebilen, ilerici bireyleri geliştiren, ama her şeyden önce ülkesine, milli değerlerine bağlı, milli sermayeyi geliştirmeye kendini adamış kişiler yetiştirmemizden geçiyor.”

 

Rebii Dağoğlu, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı M.Fatih Kacır’ın moderatörlüğünü yaptığı, Ul Path Doğu Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, Havelsan CEO’su Ahmet Hamdi Atalay ve Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) CEO’su Gürcan Karakaş’ın da katıldığı “Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye” başlıklı panelde yaptığı konuşmasında özetle şunları söyledi: “Dijitalleşme dediğimizde üretim süreçlerimizdeki tüm fonksiyonların, on-line platformlar üzerinden kontrol edilebildiği ve birbirine entegre olduğu bir yapıdan bahsediyoruz. Bu kurum içi ve kurum dışını kapsayacak biçimde yatay ve dikeyde bir entegrasyon gerektiriyor. Yani departmanlar arası entegre olan bir süreç var ama bu süreç, tedarikçilerimizden başlayarak, tüm tedarik zincirini içine alan, üretimden, satışa, müşteriye, satış sonrası hizmetlere kadar tüm bileşenleri birbirine entegre ederek dahil ediyor. Burada büyük veri analizi devreye giriyor. Büyük veriyi toplamakla iş bitmiyor. Çok farklı noktalardan toplanan verinin analiz edilmesi ve bunlardan da bir gelecek perspektifinin çıkarılması gerekiyor. On-line süreçlerin idame edilmesi, işin fonksiyonel tarafı. Bir de işin robotlaşma, yapay zeka tarafı var ki, bambaşka dinamiklere sahip. Robotik üretime geçmeniz, sadece bir yatırım meselesi değil. Üretilen ürün süreç üzerinde belirleyici etkiye sahip. İnsanların beklentilerini taleplerini karşılayacak bir ürün dizayn etmeniz gerekiyor. Ama bu ürüne belli bir standardizasyonu da kazandırmanız şart. Bir yandan pazar talebi olan, estetik kazandırdığınız ürün geliştireceksiniz, öte yandan ölçek ekonomisine dayanan, maliyeti gözeten bir yaklaşım içinde olacaksınız. Böyle bir yatırımda adetler zaten yüksek olmak durumunda. Süreç, tüketicilerden aldığınız geri dönüşlerin on-line süreçler üzerinden Ar-Ge departmanına ulaşması ile başlıyor. Orada konuya ilişkin detaylı verilerin analiz edilmesi, raporlanması ve Ar-Ge projesi olarak ortaya çıkması söz konusu oluyor. Çok güçlü bir Ar-Ge ekibiniz olabilir ama pazar talebi yoksa veya talebi yaratacak durumda değilseniz, pazar buna hazır değilse bu girişiminiz fiyasko ile sonuçlanabilir. Dolayısıyla pazarın gerçeklerini ön plana alacaksanız ama gelecek talebi henüz pazara girmeden öngöreceksiniz. Çünkü bu evreyi kaçırırsanız, ürün pazara girdikten sonra, pazarda Ar-Ge’sini yapmış, pazara girmiş aktörlerle karşı karşıya kalacaksınız. Siz burada geri kalmış olabilirsiniz. Sizi öne geçirecek şey herkesten önce pazarın gelecek talebini ön-görüp adımlarını hızlıca atmanızdır. Burada doğru veriyi toplayıp, aklın süzgecinden geçirip analiz edebilmek, bunu bir proje olarak ortaya çıkarmanız gerekiyor. İklimlendirme cihazlarının satış sonrası hizmetlerinde uzaktan yönetim olanakları, sahaya gitme oranını neredeyse %40 oranında azaltmış durumda. Cihazdaki performans değerlerinin hepsini uzaktan ölçebiliyorsunuz. Uzaktan önlem alabileceğiniz bir şeyse önlemi alıyorsunuz. İkincisi bu sistemler, cihazda sadece bir sorun çıktığında değil, sorun çıkmadan olası sorunları tespit etmenizde de işe yarıyor. Cihazları 7/24 takip edebilme olanağımız var. Tabii 7/24 monitorize edebileceğiniz personeliniz de olmalı. Üçüncüsü iklimlendirme cihazları sadece ısıtma soğutma işlevi yapmıyor. Aynı zamanda iç hava kalitesini düzenlemek, dışarıdaki kirli havanın filtre edilerek iç ortama taze hava verilmesi için de kullanılıyor. Kirli havanın ne zaman ve nerelerde yoğunlaştığını, cihazların hangi saatte hangi lokasyonda çalışması gerektiğini tespit edebiliyor. Bu da en başta enerji verimliliği için kazanım sağlıyor. Cihazın kullanım ömrünü uzatıyor.

Biz merkezi sistemler ürettiğimiz için aynı zamanda sistem bazında satış yapıyoruz. Sistemlerimiz, birbirinden farklı bileşenlerden oluşuyor. Cihazların birbiri ile iletişim kurabilmeleri, bir sistem çalışırken diğerinin gerektirdiği durumlarda kendini kapatabilmesi çok önemli. Bireyin cihazla iletişiminin yanı sıra cihazların da birbiri ile iletişim kurabilmesi IoT teknolojileri ile mümkün. Bu teknolojiler enerji verimliliği adına çok ciddi bir fayda sağlıyor. Bu teknolojilerle biz sadece kendi süreçlerimizi değil, ürünün kullanıldığı yerlerdeki süreci de yönetebiliyoruz.”

 

IMG 4663

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

Solar istanbul -24