Danfoss, Soğutkan Haftası’nı kutladı RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN KANAT BAKIMLARI İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINA EMANET LİMAK ENERJİ, AŞURE GÜNÜ’NÜ MÜŞTERİLERİ İLE KARŞILADI BETA Kimya A.Ş.’den yangına dayanımlı köpük: APEL PF380 İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği / MCE ve BIE Fuarı Dört Mevsim İdeal İklimlendirme Baymak Isı Pompası 22. ISK-SODEX Istanbul Fuarına FORM İmzası İklimlendirmede Güney Afrika pazarı mercek altında PANASONIC LIFE SOLUTIONS TÜRKİYE “INNOVATION CORNER” AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ Bosch Türkiye ve Sabancı Üniversitesi’nden sanayide dijital dönüşüm için ortak proje YENİLENEBİLİR ENERJİDE SEKTÖR VE AKADEMİ İŞ BİRLİĞİ ODE KALİTEYE YATIRIM YAPTI, SU YALITIMINDA EPİKON DÖNEMİNİ BAŞLATTI BITZER, Almanya'daki genişletilmiş fabrikada üretilen ilk yeni kondenseri teslim etti Knauf Türkiye’de bayrak değişimi Siemens teknolojileri “ISK-SODEX” 2019 Fuarı’nda sergilenecek

HER SANİYEDE ON DOKUZ SOĞUTMA CİHAZI

SOSİAD (Soğutma Sanayii ve İş Adamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Karakuş: "Dünya soğutma endüstrisini soğutucu akışkanlarla ilgili büyük bir sınav, büyük bir mücadele bekliyor."

 

Küresel ısınma nelere yol açacak?

 

Fosil yakıtların yanması, atmosferdeki CO2 konsantrasyonunu etkiler. Sanayi devriminden önce, atmosferdeki CO2 miktarı yaklaşık 288 ppm idi. Şimdi yaklaşık 414 ppm'e ulaştık, bu yüzden bu yüzyılın sonuna kadar atmosferdeki CO2 miktarını ikiye katlamaya doğru gidiyoruz. Bilim adamları CO2 oranının iki katına çıkması halinde, dünyanın ortalama küresel sıcaklığının iki ila beş santigrat derece artabileceğini söylüyor.

Hem su buharı hem de CO2 küresel ısınmadan sorumludur ve atmosferdeki CO2 miktarı arttığında, okyanuslar ısınır ve bu kaçınılmaz olarak su buharındaki artışı da tetikler. Su buharını kontrol etmenin bir yolu yokken, CO2'yi kontrol edebiliriz. Fosil yakıtları yakmaya devam ederek atmosferdeki CO2 miktarını artırdığımız için, atmosferin tüm ısı dengesini bozuyoruz.

Küresel ısınma hem daha aşırı yağış hem de daha uzun süren kuraklıklarla birlikte hidrolojik döngülerde büyük değişiklikler yaratacak. Bunun, belirli bölgelerdeki tarım ve geçim kaynakları üzerinde ciddi olumsuz etkileri olacak, politik istikrarsızlıklar, büyük ölçekli göçler yaşanacak. 

Sıfır karbonlu bir ekonomiye ulaşmak için, günümüzde 23.000 TW/saat olan küresel elektrik tüketimini, yüzyılın ortasına kadar 90.000 TW/saate kadar artırmak gerekecek.

Sıfır karbonlu yaşam için çok büyük yatırımlar gerekecek, ancak tabii ki bu, teknik, fiziksel ve ekonomik olarak mümkün. Gereken 90.000 TW/saat elektriğin yenilenebilir kaynaklardan temini hedeflenecek. Bu elektriğin tümü, güneş kaynaklarından sağlansa bile, toplam alan gereksinimi dünyanın toprak yüzey alanının yalnızca %1’i olacak. Zaten dünya genelinde, rekabetçi enerji ihalelerinde, güneş ve rüzgâr tedarikçileri, fosil yakıt üretme maliyetine yakın ve bazen de bu fiyatların altında elektrik sunmayı taahhüt ediyor. Bununla beraber gelişecek sektörler bulunuyor: Rüzgârın esmediği ve güneşin parlamadığı süreleri öngörerek, enerji depolama veya yedekleme kapasitesi yaratacak sistemler, çelik ve petrokimya sektörleri gibi.

 

2010 yılında, Uluslararası Enerji Ajansı, 2030 yılına kadar güneş fotovoltaik ekipman maliyetlerinde %70'lik bir düşüş öngördü. Maliyetlerin düşüşüne paralel sistem verimliliklerinde artış sağlanacak.

Küresel ısınmanın 2 °C'nin altında tutulacak kadar sınırlandırılması, dünya GSYİH'nın yaklaşık %1-2'sine mal olacak ve teknolojik ilerlemeler, bu maliyetin düşme trendini destekleyecek. Bu gerçekler göz önüne alındığında, 2050 yılına kadar sıfır karbon hedefi, ekonomik olarak da rasyonel bir hedef olarak görülüyor.

 

"SOĞUTMA SİSTEMLERİNİN ETKİNLİĞİ VE VERİMLİLİĞİ, SOĞUTMA EKİPMANINI KURAN, BAKIMINI YAPAN VE İŞLETENLERİN BİLGİ VE BECERİLERİNE BAĞLIDIR"

 

Küresel ısınma soğutma endüstrisini nasıl etkileyecek?

 

Gelecek 30 yıl boyunca, her saniyede on dokuz soğutma cihazının kurulacağı tahmin ediliyor; bununla birlikte, soğutma sektörünün bu büyük büyümesiyle bile, hala ısınmakta olan bir dünyada, birçok yerde pek çok kişi, soğutma olanağına sahip olamayacak. Soğutmanın olmadığı yerler; yoksulluk, yetersiz beslenme, bozuk ilaçlar ile güvenli olmayan yaşam ve çalışma ortamları gibi sonuçlara maruz kalacak.

BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (SDG’lerin) toplumsal, sağlık ve ekonomik alanlarında gereklilikleri yerine getireceksek, herkes için soğutma esastır. 

Montreal Protokolü sürecindeki Kigali değişikliği, HVAC&R sektörünün çevresel ayak izini azaltmak için büyük önem taşıyor. Kigali hedeflerine ulaşmak için düşük GWP’ye (Küresel Isınma Potansiyeli) sahip çevre dostu ve doğal soğutucu akışkanlara geçişi daha da hızlandırmanın gerekli olacağı görülmektedir. Mevcut teknoloji seçimlerimizde kesinlikle en düşük GWP ve en yüksek enerji verimliliğini gözetmeliyiz. Dünya soğutma endüstrisini soğutucu akışkanlarla ilgili büyük bir sınav, büyük bir mücadele bekliyor.

Benzer bir mücadele soğutma sistem verimliliklerinin artırılması ve soğutma talebinin doğru yönetilmesi alanında yaşanacak. Soğutma sistemlerinin etkinliği ve verimliliği, soğutma ekipmanını kuran, bakımını yapan ve işletenlerin bilgi ve becerilerine bağlıdır. Bakım kötü yapılmış veya hiç bakımı yapılmayan ekipman, daha az verimli çalışacak, daha fazla soğutucu akışkan sızdıracak ve daha fazla enerji tüketecek. Kötü işletilen bu sistemler, sektördeki doğrudan ve dolaylı emisyonları %10-30 oranında artırabilir. Bu nedenle hem mevcut sistemler hem de soğutma talebi arttıkça, yeni kurulumların en iyi şekilde işletilmesini sağlamak için bilgi ve beceri gelişimi çok önemlidir. Burada aşılması gereken bir güçlükle beraber önemli istihdam olanakları da bulunuyor.

 

"TEKNOLOJİNİN GELİŞİMİNİ HIZLANDIRACAK AR-GE VE İNOVASYON HEDEFLERİNİ ÖDÜL VE TEŞVİK GİBİ ENSTRÜMANLARLA DESTEKLEMELİDİR"

 

Soğutma sektörü bu süreçte nasıl bir tutum izlemeli?

 

Sosyo-ekonomik hedeflerin karşılanması ve Paris İklim hedeflerine ulaşılması için toplam TEWI (toplam eşdeğer ısınma etkisi) ve enerji bedelini belirlemek için her ülke, soğutma ihtiyaçları değerlendirmesi yapmalıdır. Teknolojinin gelişimini hızlandıracak Ar-Ge ve inovasyon hedeflerini ödül ve teşvik gibi enstrümanlarla desteklemelidir. Vatandaşlardan politika geliştiricilere, bilimcilerden, üreticilere, kanaat önderlerine, sivil toplum kuruluşlarına kadar herkes, bu süreçte rol almaktadır. Bu bakış açısıyla bütünleşik, her bir disiplini kapsayan ortak bir vizyon geliştirilmelidir. Soğutma talebinin azaltılması için; Mimarlar, Şehir Planlamacılar, doğal serin mekanlar ve serinlik sağlamayı hedefleyen kentsel tasarımlar gerçekleştirmelidir. Bu doğrultuda bina enerji kodlarının geliştirilmeli ve uygulanması desteklenmeli, denetlenmelidir.

 

"MESLEK LİSELERİ; MEMLEKET MESELESİ"

 

Bu süreçte SOSİAD hangi faaliyetlerde bulunuyor?

 

SOSİAD uzun bir süredir soğutma alanında görev alacak teknik personelin bilgi ve beceri alt yapısını geliştirmek için Meslek Liseleri ile kesintisiz bir faaliyet sürdürmektedir. Meslek Liselerinde verdiğimiz seminerler ile bir yandan nitelikli bir işgücünün sektöre kazandırılmasını sağlamak, öte yandan iyi bir teknik donanıma sahip olmakla öğrencilere neler kazanacaklarını göstererek teşvik edici olmak için çalışıyoruz. “Meslek Liseleri; memleket meselesi” şiarıyla başlattığımız farkındalık projemiz, aynı zamanda SOSİAD’ın bir sosyal sorumluluk projesi olarak hız kesmeden devam etmektedir.

SOSİAD, bu alanda dünyanın tüm gelişmiş ülkelerdeki meslek örgütleri ile paralel, onlarla iş birliği içinde faaliyet göstermektedir. Bunun çok iyi örneği olan iki önemli uluslararası projenin partneri ve yürütücüsü olarak çalışmaktayız. Düşük GWP’li, çevre dostu soğutucu akışkanlara geçiş sürecinde gereken eğitimli, yüksek teknik donanıma sahip iş gücünü geliştirecek süreçte bir öğrenme platformu olan Real Alternatives4Life projesi AB tarafından finanse ediliyor. İngiltere’den IOR (The Institute of Refrigeration) ve London South Bank University, Belçika’dan University College Limburg, Almanya’dan IKKE, İtalya’dan ATF, Fransa’dan PROZON ve International Institute of Refrigeration ve AREA (Air Conditioning and Refrigeration European Association) tarafından yürütülen, SOSİAD’ın sosyal partner olarak yer aldığı bu proje 2020 yılı mayıs ayında sona erecek.

Bir UNIDO (Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı) projesi olan “Düşük Küresel Isınma Potansiyeline (GWP) Sahip Soğutucu Akışkanların Teşviği için Pilot Etkinlikler ve Uygulamalar Projesi”nde ise çevre dostu soğutucu akışkanlarla soğutma sistemlerinde verim artışının da sağlanabildiğini kanıtlayacak pilot uygulamalarımız olacak. Üç ilde gerçekleşecek pilot uygulamalarımızın sonuçlarının; soğutma sistemlerinin yatırımcıları, işletmecileri, tasarımcıları ile paylaşılmasıyla yaratılacak farkındalık, projemizin amacı. Bu projemizde yılsonu itibarıyla tamamlanmış olacak. Bu projemizin başarısı SOSİAD’a yeni uluslararası projeler getirecek.

 

 

SOSİAD Hakkında:

SOSİAD (Soğutma Sanayii İş Adamları Derneği), Türkiye Soğutma Klima Sektörünün sağlıklı, sürdürülebilir gelişimini sağlayarak, sektörün küresel alana başarılı biçimde entegre olabilmesi, dolaylı olarak soğutma, klima sektörünün hizmet verdiği toplum ve endüstriler için üretilen faydanın çoğaltılması için 2005 yılında kuruldu.

 

Hedefleri:

- İklimlendirme, soğutma sistem, cihaz ve komponentlerinin, çevre dostu, enerji verimli ve tasarruflu, insan sağlığına duyarlı, güvenilir niteliklere sahip olarak sürdürülebilir geleceğin hizmetinde olmasını sağlamak,

- Bunun için sektörü geliştirecek, bütünleştirecek, ilgili disiplinlerle işbirliğini güçlendirecek; bilgi-deneyim alışverişlerini, iletişimini yürütecek faaliyetler, projeler üretmek,

- Türkiye iklimlendirme, soğutma sistem, cihaz ve komponentlerinin kullanıldığı tüm alanlar için çözüm, güvence, danışma merkezi olmak,

- Üyelerinin global vizyonunun gelişmesine, küresel rekabetçilik gücünün artmasına, bekasına, saygınlığına katkı sağlayacak enstrümanlar üretmektir.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

ingas-8