ÖNEMLİ OLAN, DOĞRU İŞ GÜCÜNÜ DOĞRU YERDE KULLANMAMIZ

ÖNEMLİ OLAN, DOĞRU İŞ GÜCÜNÜ DOĞRU YERDE KULLANMAMIZ
 
RÖPORTAJ | NÜKTE KURTCU
 
Değerli babanız Vural Bey’den dolayı çocukluğunuzdan beri sektörün içindesiniz diyebiliriz herhalde. Bundan yola çıkarak hem önceki izlenimleriniz hem de işin içine girince bir kadın olarak sektörde yaşadıklarınızdan biraz bahseder misiniz?
 
Ayça Eroğlu: Vural Bey, erkek çocuğunun olmamasına rağmen iki tane kız çocuğunun olmasıyla her zaman gurur duyardı. Hatta şunu söylerdi: “Erkek çocuklarım olsaydı onları da aynı şekilde yetiştirirdim.” Hem Ayşegül’ü hem beni birer proje olarak gördü ve bu anlayışla yetiştirdi. Bütün eğitim hayatımızı, stajlarımızı, kariyerimizi hep buna göre şekillendirdik. O yüzden ailemizde erkek kardeşimizin veya bir ağabeyimizin olmamasının hiçbir zaman eksikliğini yaşamadık, kendisinin de yaşadığını düşünmüyorum.
 
Sektör bazında ise profesyonel yöneticilerinin %80 ila %90’ı, STK’lara baktığımızda ise %99’u erkeklerden oluşuyor. Bu tabii makine mühendisliği bölümüne, disiplinine giren kadın ve erkek sayısındaki dengesizlikten de kaynaklanıyor. Bir kadın olarak sektörümüzde herhangi bir dezavantaj görmedim ve göreceğimizi de düşünmüyorum. 
 
 
 
“MESLEKLERİN KADIN VEYA ERKEK MESLEĞİ OLARAK İKİYE AYIRMAYI DA UYGUN BULMUYORUM’’
 
İş adamı, iş kadını değil “iş insanı’’ kavramı konusundaki görüşünüzü de almak isterim…
 
Ayşegül Eroğlu: İnsanları iş adamı veya iş kadını olarak ayırmadan iş insanı olarak adlandırmak gerektiğini düşünüyorum. Zaten mesleklerin kadın veya erkek mesleği olarak ikiye ayırmayı da uygun bulmuyorum. Tabii ki fabrikaların içerisinde, işçiliğin beden gücünün gerektiği yerlerde erkeklerin fiziksel avantajları oluyor. Önemli olan doğru iş gücünü doğru yerde kullanmamız. 
 
Ofislere baktığımızda ise hem Systemair globalde hem de Türkiye organizasyonumuzda kadın- erkek oranlarının homojen bir şekilde dağılmış olduğunu görebiliyoruz. 
 
İşe alımlarda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık yapıyor musunuz? Ya da kadın istihdamını arttırmak için pozitif ayrımcılık yapmak zorunda mıyız?
 
Ayşegül Eroğlu: Kadın da tıpkı erkek gibi sadece toplumun bir parçasıdır. Erkek personelimiz nasıl hangi görevlerde yer alıp, karşılığında neler elde ediyorsa kadın personellerimiz için de aynı şartlar geçerlidir. Kadın, üzerindeki sorumlulukları pozitife çevirerek başarıya, erkeğe göre daha çabuk ulaşabiliyor. Fakat toplumdaki genel erkek modeline baktığımızda sorumlulukların bu denli ağır olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla kadın, erkeğe göre daha ağır sorumluluklar taşıyor ama buna rağmen şans verildiğinde başarılı, hırslı, güçlü kadınlar, iş hayatında daha başarılı oluyor. 
 
 
“SADECE OKULLARDA DEĞİL AİLE İÇERİSİNDE DE ÜRETKENLİĞİ ÖN PLANA ÇIKARTMAK ÇOK ÖNEMLİDİR’’
 
■ Senelerdir konuşulmasına rağmen hala iş hayatında dezavantajlı olmamızı neye bağlıyorsunuz? Sizce bu kavramı yok etme konusunda nerede yanlış yapıyoruz?
 
Ayça Eroğlu: Avrupa’ya baktığımızda, kültürlerinin de getirdiği anlayışla, ev yaşamı, çocuk ve profesyonellik konularının, kadın ve erkek rolleri arasında çok daha dengeli bir şekilde paylaştırılmış olduğunu görüyoruz. Türk kültüründe ise ev yaşamı daha çok kadının sorumluluğunda olarak görülür. Bu nedenle, iş hayatına yoğunlaşmak kadınlar için daha zor olabiliyor. Kadınların iş hayatında dezavantajlı olmasının temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. 
 
Örnek vermek gerekirse, İsveç’te kadınların iş gücüne katılma oranı yaklaşık %40 oranında. Bir kadın çocuk doğurduktan sonra hem kendisi hem de eşi iki sene içerisinde ücretli ve ücretsiz izin kullanabiliyor. Çiftlerden hangisinin daha fazla maddi getiri gücü varsa o kişi işe devam ediyor. Bu kadın da olabilir erkek de olabilir. Bu aslında erkekle kadın ayrımcılığı konusunda çok büyük bir adım ama tabii ki de İsveç bunun içerisinde uç bir örnek. Türkiye’de öncelikle şu an devletin de teşvik ettiği birtakım kreşler, kurumlarla birlikte belediyelerin birlikte içinde bulunduğu projelerle birlikte kadınların özellikle çocuk konusundaki yüklerinin azaltılması bu konuya büyük destek olacaktır. 
 
Bir de maalesef asıl istihdam kaybı, çok iyi eğitimli kadınların çalışmayarak verimsiz ve üretken olmayan bir hayat geçirdiklerini gözlemliyoruz. Açıkçası bu durumun niteliksel değer katsayısı göz önünde bulundurulduğunda ülke ekonomisini olumsuz etkilediği görülmekte. Çok ciddi bir potansiyel ülkemize katma değer sağlamamayı tercih ediyor. Bu konuda bilinçlenme anne ve babadan başlıyor. Maddi durumu veya eğitim seviyesi gözetmeden toplumumuzda şöyle bir algı var “Çocuk annenin ilk işidir,  iş hayatı da daha çok erkeğin, babanın işidir.” Bir kadının bu kadar emek verdiği, sınavlara hazırlandığı, kendini bir sürü şeyden mahrum edip eğitim hayatında vermiş olduğu emeklerin üretkenlik boyutuna mutlaka geçmesi lazım.  Bu yüzden sadece okullarda değil aile içerisinde de üretkenliği ön plana çıkartmak çok önemlidir. 
 
“GENELDE KADINLAR İKLİMLENDİRME SEKTÖRÜNÜ BİRAZ DAHA MEKANİK VE TEKNİK OLARAK GÖRDÜKLERİNDEN ÖTÜRÜ ÇEKİNCELERİ OLABİLİYOR”
 
Systemair HSK’nın bu konudaki yaklaşımı nedir?
 
Ayça Eroğlu: Genelde kadınlar iklimlendirme sektörünü biraz daha mekanik ve teknik olarak gördüklerinden ötürü çekinceleri olabiliyor. Fakat sonuç olarak son dönemlerde özellikle de bizim şirketimizden örnek vermek gerekirse,  Türkiye organizasyonumuzda %37 oranında kadın çalışıyor. Global olarak ise kadın personel %50, yönetici seviyesinde ise %25 oranında.
 
“TÜRKİYE’DE DE BİRÇOK FİRMADA KADIN YÖNETİCİLERİ GÖREBİLİYORUZ”
 
Ayşegül Eroğlu: Yıllardır erkek egemen bir toplum olarak ilerlemişiz, geçmişle kıyaslarsak kadınların artık kendilerinin farkına varabilmeleri için daha fazla imkanları var. Bunu fark eden ve sivrilmeyi hedefleyen kadınlar da o yüzden gerçekten erkeklerden bir adım öteye gidebiliyorlar. Kendini göstermek ve bayrağı taşıyan kişi olmak istiyorlar. O yüzden de başarılı ve hırslı kadınlar çok iyi pozisyonlara gelebiliyor. Türkiye’de de birçok firmada kadın yöneticileri görebiliyoruz. 
 
“KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ KADAR ERKEK ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ DE BİR O KADAR ÖNEMLİ”
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü için iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
 
Ayça Eroğlu:  Bir kız çocuğu annesi olarak söyleyebilirim ki; evlilik ve annelik sonrası hayat gibi kavramlar hakkında kız çocuklarının önüne sınırlar çizilmemesi lazım. Erkekler için nasıl bir başarı hikayesi hedefleniyorsa kız çocuklarının da aynı şekilde desteklenmesi lazım. Hem erkek hem kız çocuklarının yetenekleri ve istekleri çerçevesinde eşit tutulması lazım.
 
Ayşegül Eroğlu: Kız çocuklarının eğitimi kadar erkek çocuklarının eğitimi de bir o kadar önemli. Karşı cinse duyduğu saygı, düşünce, eşitlik çocuk yaşlarda evde erkeklere verilecek sorumluluklarla oluşuyor. 
 
 

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

ICCI Yeni-3