TOPLUMSAL EŞİTLİK, BİR KÜLTÜR MESELESİDİR

TOPLUMSAL EŞİTLİK, BİR KÜLTÜR MESELESİDİR

ISKAV Vakıf Müdürü Elif Akmehmet:
“İklimlendirme sektöründe kadınlar, fırsat eşitliği ilkesi ile güçlerini artırıyor.”
 
RÖPORTAJ | NÜKTE KURTCU
 
 İlk olarak kaç senedir bu sektörün içerisindesiniz ve bu zamana kadar yaşamış olduğunuz pozitif/negatif yaklaşımlardan kısaca bahseder misiniz?
 
Öncelikle sorularınızı yanıtlamaya geçmeden bugünü bize ne yazık ki canları pahasına kazandırmış olan 40.000 dokuma emekçisi kadını minnetle anmak isterim.
2014 yılından bu yana, beş yıldır iklimlendirme sektörünün STK alanında çalışmaktayım. Erkek egemen bir sektör olmasına rağmen, bu süre boyunca herhangi bir negatif yaklaşım görmedim. Sektörün Türkiye’deki diğer sektörlere oranla; sivil topluma, mesleki kuruluşlara ve en önemlisi ortak akla fazlasıyla değer verdiğini görmekteyim. Tüm bunları yaparken de cinsiyet ayrımı yaklaşımına tanık olduğumu söyleyemeyeceğim. Aksine tercih etmememe rağmen pozitif cinsiyet ayrımcılığının olduğunu söyleyebilirim.
 
“HENÜZ İSTENİLEN SEVİYEDE OLDUĞUMUZU SÖYLEYEMEYİZ”
 
Sektörümüzdeki kadın istihdamı hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Sektörümüzdeki kadın istihdamında son yıllarda pozitif yönlü bir ivme olmakla beraber henüz istenilen seviyede olduğumuzu söyleyemeyiz. Hem yeni mezun kadın mühendis hem de mavi yaka kadın istihdamında artış olduğu söylenebilir. İklimlendirme sektöründe kadınlar, fırsat eşitliği ilkesi ile güçlerini artırıyor. Kadın akademisyenlerimizin de bu duruma katkısı yadsınamaz tabii. Erkek egemen sektörlerde kadınların yer alabilmesi sanırım birazda kadın akademisyenlerin sayısında artışla olacaktır. Aynı zamanda kadınlarımızın da talepkar ve ısrarcı olması gerekiyor. Özellikle bazı firmalarımızın kadın işçi çalıştırma konusundaki kuralları benim daha önce çalışmış olduğum sektörlerde (pozitif anlamda) görmediğim cinsten. İklimlendirme sektöründe kadınlar her alanda. Üretim, ARGE, satış-pazarlama, saha ve yönetim departmanlarında yer alıyorlar. Sektörün STK tarafına bakıldığında da 2014 yılından bu yana hızlı bir kadın egemen kadro oluşumuna dikkat çekilebilir. 
 
ISKAV’ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
 
ISKAV öncelikle işgücünün teknik ve idari yönlerden gelişmesine yönelik eğitim-araştırma faaliyetleri yapmaktadır. Bunun yanı sıra kadın-erkek eşitliği doğrultusunda da kendi profesyonel örgütlenmesini tasarlamıştır. Bu doğrultuda tercihlerini gerçekleştirmiştir. Vakıf çalışmalarında özellikle cinsiyet ayrımcılığına yönelik çalışmaların olduğunu söylemek zor. Fakat sektör adına yapılan tanıtımlarda kadınların da bu sektörde çalışabileceklerini vurgulayan ve özendiren sunumlar gerçekleştirilmektedir. Örneğin, İSMEK İklimlendirme Okulu projesinde kadın adaylarında başvurmaları yönünde destek ve özendirici olmaya çalışmaktayız. 
 
“TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA HAYATININ YAPISAL BİRÇOK SORUNU VAR”
 
Senelerdir konuşulmasına rağmen hala iş hayatında dezavantajlı olmamızı neye bağlıyorsunuz? Sizce bu kavramı yok etme konusunda nerede yanlış yapıyoruz?
 
Türkiye’de çalışma hayatının yapısal birçok sorunu var. Bunun yanı sıra birtakım sosyal sorunların da olduğundan bahsetmek gerekmektedir. Dolayısıyla bu yapının içerisinde dezavantajlı bazı grupların iş yaşamında ayrımcılığa maruz kaldığından söz edebiliriz. Evet bu gruplar arasında kadınlar da var. Ama sadece kadınlar değil! 
 
İş hayatında özellikle dezavantajlı olduğumuzu düşünenlerden değilim. Evet özelde birçok örnek verilebilir fakat bunun arkasına sığınılıyor olması da benim açımdan rahatsız edicidir. Bir nokta var ki kadın çalışanın ciddi seviyede dezavantaj yaşadığı, anne olma süreci. Çalışan kadınların anne olma süreçlerinde, çalıştıkları işyerlerindeki iş güvencesiyle ilgili işveren tehditlerini, terfi ve ücret konularında erkek çalışanlarla eşit muamele görmemeleri kadınlara yapılan ayrımcılıklar olarak değerlendirebiliriz.
 
Çözüm senaryoları öncesinde mutlaka ayrımcılığa uğrayan dezavantajlı grupların mevcut potansiyellerini nasıl değerlendirmeleri konusunda bilgilendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Akabinde de işverenin, dezavantajlı grupların çalışma hayatının içerisinde kanuni düzenlemelerle sınırlı olan sayılarından daha fazla yer almalarına yönelik gayretleri ve çalışmaları olmalıdır. Bu grupları, kadınları, işgücü piyasasına sokarak çalışma hayatının önemli birer ferdi olarak kazanmalıyız. Böylece kadınları sadece ekonomiye değil sosyal yaşamımıza da katarak toplumsal huzuru bir nebze sağlayabiliriz. Ek olarak kadınlara yönelik pek çok desteğin kağıt üzerinde kaldığını, bunlara ulaşmanın çok zor olduğuna dikkat çekilmeli. 
 
 
“BAŞKA BİR KÜLTÜR MÜMKÜN DİYEREK KENDİMİZİ BAŞTAN AŞAĞIYA GÜNCELLEMEMİZ GEREKMEKTEDİR”
 
Nesillerin gelişmesi, eğitimi ve bilinç oluşması konusunda yüzeysel davrandığımız için geldiğimiz noktada sadece konuşarak kadın-erkek eşitliği konusundaki süreci tersine maalesef çeviremiyoruz. Uzun erimli, yeni nesilleri hedefleyecek bir çalışmaya ihtiyaç var. Toplumsal eşitlik bir kültür meselesidir. Başka bir kültür mümkün diyerek kendimizi baştan aşağıya güncellememiz gerekmektedir.
 
“ Nesillerin gelişmesi, eğitimi ve bilinç oluşması konusunda yüzeysel davrandığımız için, geldiğimiz noktada sadece konuşarak kadın-erkek eşitliği konusundaki süreci tersine maalesef çeviremiyoruz.
 
Kadın erkek demeden hepimizin nefretle baktığı bir konu var ki “çocuk gelinler”. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
 
Bir önceki sorunuzda değindiğim gibi; bu konuda da toplumsal gelişimin eksikliğinden kaynaklı olarak önümüze çıkıyor. 
Bölge, kent ayrımı yapmadan eğitim hayatından başlayıp sosyal dokularımıza kadar bu konuda farkındalık oluşturmalıyız. Aksi halde bu durum artarak devam edecektir.
 
“8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NÜN ÇIKIŞ NOKTASINI HERKESİN BİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü için iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
 
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün çıkış noktasını herkesin bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Birçok emekçinin canları, kanları pahasına ödediği bedelle kazanıldığını unutmamamız gerekir. Yaratılan bu birlik ve dayanışmayı büyütmek için emek mücadelesinin devam etmesini diliyorum. Umarım ki gerek ülkemizde gerekse dünyada özelliklede kadın emekçilerin hakları korunur, hatta artırılır ve kadınlarımızın daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde bir hayat sürdürmelerini kadın-erkek dayanışması içerisinde sağlayabiliriz. 
 
Katılımınız için çok teşekkür ederiz.
 
 

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

ICCI Yeni-3