MİMSAN, İnegöl OSB’ye “Arıtma Çamurundan Termal Enerji Tesisi” Kurdu Kastamonu Merkez Spor Salonu Yapımında Ciat Soğutma Grupları ve Aldağ Klima Santralleri Tercih Edildi SOSİAD’ın Dünya Soğutma Günü’nde Düzenlediği Yaşam için Soğuk Zincir Konulu Webinar Yoğun İlgi Gördü İklimlendirme Teknik Kurulu Okullar ve Kreşlerde alınması gereken pandemi tedbirlerini açıkladı GOLDSUN Elektrikli Isıtıcılar, Kısa Dalga Infrared Teknolojisi ile % 40 Daha Verimli TAV Batum Havalimanında Aldağ Güvencesi ile Ciat Rooftop Cihazları Tercih Edildi Gelenek sahibi aile şirketi: Fronius, 75. yıl dönümünü kutluyor RÜZGAR ENERJİSİ TEKNİSYENLERİ AVRUPA STANDARTLARINDA EĞİTİM ALIYOR SMART ENERGY GÜNEŞ ENERJİSİNE İLGİ DUYAN HERKESİ SMART AKADEMİ PROGRAMLARINA BEKLİYOR ASHRAE YENİ GLOBAL GENEL MERKEZ BİNASINA AFS’DEN DESTEK ENDÜSTRİYEL SOĞUTMADA DAIKIN RÜZGARI WAVİN Türkiye 1 Temmuz Çarşamba günü saat 11.00’de webinar düzenliyor Braukmann İsmi Resideo ile Yeniden Canlanıyor Sanibey Barajı TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesini aldı Sektörde bir ilk: Bosch Termoteknoloji’den Kombi Seçim Programı

Prof. Dr. Hasan A. Heperkan

COVID-19 NORMALLEŞME SÜRECİNDE BİNALARIN İÇ ORTAM KALİTESİ 

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO-World Health Organization)’ nün yapmış olduğu çalışmalar, insanlar tarafından hem yaşam hem diğer amaçlar için kullanılan binalardaki iç havanın, insan sağlığına zarar verebilecek şekilde çeşitli gazlarla ve partikül ölçekli kirleticilerle kirlendiğini göstermektedir. Bina içi havaya değişik kaynaklardan kirleticiler karışır. İç havada sıkça karşımıza çıkan biyolojik unsurları (virüsler, bakteriler, mantarlar, küfler ve bunların sporları) da unutmamak gerekir. Boyutlarına bağlı olarak havada uzun süre asılı kalabildikleri için akut ve kronik sağlık sorunlarına sebep olabilirler; Covid-19 gibi pandemilere yol açabilirler. Çalışmalar, insanların kapalı ortamlarda geçirdiği süreleri 8 saat/günden başlayarak 16 hatta 24 saat/güne kadar farklı olabileceğini göstermektedir. Diğer taraftan insanların dışarıda harcadıkları zaman ortalama 2 saat/gün civarındadır. Bu nedenle; insanların bahsi geçen hastalık yapıcı etmenler ile en fazla etkileşimi bina içinde ve kapalı ortamda oldukları zaman meydana gelmektedir [1, 2].

 

Günümüzde insanlar zamanlarının büyük çoğunluğunu konutlar, halka açık binalar (okul, hastane vb.), kamu binaları, işyeri ve ticari binalar gibi kapalı ortamlarda geçirmektedir. Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de binaların çoğunda eski teknolojilere sahip mekanik sistemler bulunmaktadır; çatının, duvarların ve zeminin yalıtılması, çift ve üçlü camlar kullanılarak yapılan iyileştirmeler ile birlikte iklimlendirme sistemlerinin de yenilenmesi akılcı bir yaklaşım olacaktır. Bütün bu çalışmalar yapılırken binaların iç ortam kalitesinin bozulmamasına gereken önem verilmelidir. 

 

İç Ortam Kalitesi (IEQ, Indoor Environmental Quality) kavramı, ısıl ortam, iç hava kalitesi, akustik ortam ve görsel ortamla ilişkili koşullar kümesi olarak tanımlanır. IEQ'nun değerlendirilmesi genellikle çeşitli çevresel değişkenlerin ölçülmesini ve çeşitli stres faktörlerinin insan algısını da bir şekilde dikkate alan endekslerin hesaplanmasını içerir. IEQ'nun aynı anda iki veya daha fazla yönünü (örneğin ısıl konfor, iç hava kalitesi ve gürültü) göz önünde bulundurarak birden fazla IEQ değerlendirmesi yapabilmek için, genellikle farklı ölçüm sistemlerinden yararlanılır. Çeşitli çevresel parametreleri ölçmek için elektronik dijital devrelere entegre edilebilen minyatür sensörlerin varlığı, yeni ölçüm sistemleri geliştirme fırsatı vermiştir. Bu tip sistemler özellikle ticari binalarda iç ortam kalitesinin ayrıntılı izlenmesinde kullanılabilir. IEQ'nun değerlendirilmesinde, cihazların yanında ilgili yazılım araçları, kişisel bilgisayarlarla ve akıllı telefonlar için ara yüzler de sunulmaktadır. Binaların iç ortam performanslarının değerlendirilmesi için, enerji ve ısıl konfor ile ilgili kriterler yanında IEQ hakkında daha ayrıntılı bilgi, “Akıllılığa Hazırlık Göstergesi, SRI (Smart Readiness Indicator)” açısından da önemli olup, sağlık ve hijyen, kullanım kolaylığı, gürültü, aydınlatma ve kullanıcılarla iletişim verileri de toplanmalıdır. Bu amaçla aşağıda ölçülebilecek bazı değişkenler sıralanmıştır.

 

Sıcaklık

Bağıl nem

Aydınlık seviyesi

Atmosferik basınç

CO2 konsantrasyonu

Uçucu organik bileşik konsantrasyonuna dayanan bir İç Hava Kalitesi endeksi

Gürültü

 

İç ortam kalitesi ile ilgili parametreleri (ısıl konfor, hava kalitesi, aydınlatma, akustik) ele alan ilk uluslararası standart, 2007 de çıkan EN 15251 dir. Standartta, binaların tasarımında ve enerji performanslarının belirlenmesinde kullanılacak giriş parametreleri anlatılmaktadır [3]. Yeni düzenlenen CEN standartları arasında bu standardın adı, EN16798-1 “Indoor environmental input parameters for design and assessment of energy performance of buildings addressing indoor air quality, thermal environment, lighting and acoustics” olarak değiştirilmiştir [4]. Standardın açıklamaları, Technical Report 16798-2, “Guideline for using indoor environmental input parameters for the design and assessment of energy performance of buildings” adıyla bir teknik rapor yayın serisinde yer almaktadır [5].

 

Standartta bina iç ortam kalitesi 4 sınıf için tanımlanmıştır. Sınıfların ayrıntıları EN16798-1 belgesinin eklerinde tablolar halinde yer almaktadır. Ülkeler bunların hepsini kullanabilecekleri gibi sadece birkaçını da adapte edebilirler; tablolardaki değerleri kendi ülkelerine uyarlayabilirler. Şartlar tamamen, binayı kullanan kişilerin etkilenmeleri dikkate alınarak belirlenmiştir; kullanılan mekanik havalandırma sisteminin yada doğal havalandırmanın etkisi yoktur [6, 7]. 

 

Söz konusu sınıflar:

I. Yüksek seviyede beklenti olan, engelli, hasta, bebekler, yaşlılar gibi hassas ve kolay etkilenebilecek kişilerin bulunduğu mahaller.

 

II. Normal seviyede beklenti olan mahaller.

 

III. Kabul edilebilir seviyede beklenti olan mahaller.

 

IV. Düşük seviyede beklenti olan mahaller. Bu sınıf yılın belirli süreleri için kullanılır.

 

Teknik rapor TR16798-2 yanında ISO-CD17772 ve ISO-DTR17772 belgeleri de vardır.

 

Untitled 1

İç ortam şartları ile ilgili çalışmalar önceleri sağlık ile ilgiliydi. Hastalıkların bulaşması ve yayılması temel konuydu. Daha sonra konfor ön plana çıktı. İnsanlar yıl boyunca hep aynı konfor şartlarının sağlanmasını istediler. 1970 li yıllarda yaşanan enerji krizi sonucu, 2 litre/s değerine kadar azaltılan taze hava miktarı nedeniyle, özellikle ticari binalarda iç hava kalitesi problemleri artmaya başladı. Şekil 1 de yıllar boyunca ASHRAE standardında minimum taze hava miktarındaki azalma görülmektedir. Yaşanan sağlık problemlerine ve hastalıklara zaman içerisinde farklı adlar verildi. 1982 yıllından sonra Dünya Sağlık Örgütü, WHO, tarafından kullanılan Hasta Bina Sendromu benimsenmiştir. Burada, bina içerisinde bulunurken birçok kişide gözlenen ve dışarı çıkıldığında azalan ya da tamamen geçen bazı tıbbi bulgular söz konusudur. Yaşadığımız Covid-19 pandemisi nedeniyle, bugün gelinen noktada taze hava miktarı ve hava değişim oranları yeniden gündeme gelmiş olup tartışılmaktadır. Önceleri sadece belirli bileşenlere yöneltilen araştırmalar, daha sonra başka ayrıntıları da içeren bütünleşik bir yaklaşıma dönüşmüştür. Mühendisler ve doktorlar ayrı ayrı çalışmaktan vaz geçip, birlikte çalışmaya başlamışlardır. İnsanların algılama özelliklerine dayanan bazı araştırmalar yapılmıştır [10]. 

 

Bu bağlamda, 2018/844/UE sayılı yeni “Binalarda Enerji Performansı Direktifi” mevcut bina stokuna yönelik bir ulusal plan hazırlama ihtiyacını vurgulanmaktadır [11]. Direktif özellikle, bina yenileme stratejilerinin, konfor, iç hava kalitesi, sağlık vb. konularda iyileştirme getirecek şekilde desteklenmesini istemektedir. Enerji depolayabilme kapasitesi ve dağıtım şebekesi ile uyum konularına binaların ne kadar hazır olduklarını gösteren “Akıllılığa Hazırlık Göstergesi, SRI (Smart Readiness Indicator)” gibi yeni kavramlar da getirmiştir. Bu gösterge, binanın, hem kullanıcıların, hem de şebekenin ihtiyaçlarına cevap verme yeteneği olarak tanımlanır.

 

Akıllı binaları tasarlamada, enerji verimli bina sistemleri kurmada, mevcut binaları yenilemede, kentsel dönüşüm uygulamalarında, iklimlendirme ve soğutma sektöründeki mühendislere ve binaları tasarlayan mimarlara büyük görevler düşmektedir.  Binalara ait ulusal mevzuatı hazırlayan kamu görevlilerinin yaptığı tercihlerin de, ulusal enerji performansı hedeflerine maliyet etkin çözümlerle ulaşılmasında etkili olduğu unutulmamalıdır. Bu profesyonellerimize Covid-19 pandemi normalleşme sürçlerinde ilave sorumluluklar düşmektedir; uygun havalandırma ve temizlik stratejileri kullanarak havadaki virüsler ve kontamine yüzeyler nedeniyle enfeksiyon riskini sınırlamaya katkıda bulunabilirler. 

REHVA Teknoloji ve Araştırma Komitesi tarafından Nisan ayında REHVA COVID-19 Kılavuz Rehberi hazırlandı: Koronavirüs hastalığına (COVID-19) yol açan virüsün (SARS-CoV-2) yayılmasını önlemek için bina hizmetleri, işyerlerinde nasıl işletilmeli ve kullanılmalıdır [12]? Belgeye REHVA Web Sitesinden erişilebilir (https://www.rehva.eu/activities/covid-19-guidance). Bu rehber belgede, bina hizmetlerinin işletilmesi ve kullanımı ile ilgili tavsiyeler yer almaktadır; öncelikle HVAC uzmanları ve tesis yöneticileri için hazırlanmıştır. Belgede yer alan, bina hizmetleri için alınabilecek pratik önlemler aşağıda özetlenmiştir.

 

1. İç mekanların taze dış hava ile havalandırılmasını sağlayın,

2. Havalandırmayı bina kullanıma açılmadan en az 2 saat önce nominal hıza ve bina kullanıma kapatıldıktan 2 saat sonra düşük hıza geçirin,

3. Gece ve hafta sonlarında havalandırmayı kapatmayın, ancak sistemleri daha düşük hızda çalıştırın,

4. Pencerelerle düzenli havalandırmayı sağlayın (mekanik olarak havalandırılan binalarda bile),

5. Tuvalet havalandırmasını 7/24 çalışır halde tutun,

6. Doğru havalandırma yönünü sağlamak için tuvaletlerde açık pencerelerden kaçının,

7. Bina sakinlerine tuvaletlerdeki sifonları, kapak kapalıyken çekmelerini söyleyin (alaturka tuvaletlerde sorun!),

8. Karışım havalı klima santrallerini % 100 dış hava ile çalıştırın,

9. Sızıntıların kontrol altında olduğundan emin olmak için ısı geri kazanım ekipmanını kontrol edin,

10. Fan coil'leri kapatın veya fanı sürekli çalıştırın,

11. Isıtma, soğutma ve olası nemlendirme ayar noktalarını değiştirmeyin,

12. Bu süre boyunca kanal temizliği planlamayın,

13. Temiz dış hava ve dönüş hava filtrelerini bakım programına göre değiştirin,

14. Düzenli filtre değişimi ve bakımı solunum sisteminin korunması da dahil olmak üzere yaygın koruyucu önlemler alınarak yapılmalıdır.

 

Çalışma hayatının yeniden canlanması ve insanların kalabalık mekanlarda daha uzun süreler geçirmeye başlaması nedeniyle bu maddeler arasında yer alan bazı hususlara özellikle dikkat edilmelidir. Maske takmak, sosyal mesafeyi korumak yanında, özellikle ticari binaların mekanik sistemlerinde bazı önlemler almak, sağlığımızı korumak ve salgının yayılmasını önlemek açısından faydalı olacaktır.

 

Geri besleme havası kullanmayın [12]

Dönüş kanallarındaki virüsler, merkezi havalandırma üniteleri kullanıldığında bir binaya tekrar girebilirler. SARS-CoV-2 pandemisi sırasında merkezi geri beslemeden kaçınılması önerilir: geri besleme karışım damperleri kapatılmalıdır (Bina Yönetim Sistemi üzerinden veya manuel olarak). Bu çalışma şekli soğutma veya ısıtma kapasitesi ile ilgili sorunlara yol açsa da, kabul edilmelidir; bulaşmayı önlemek ve halk sağlığını korumak ısıl konforu garanti etmekten daha önemlidir. Bazen klima santralleri ve karışım bölümlerinde dönüş havası filtreleri bulunur. Bu durum, karışım damperlerini açık tutmak için bir neden olmamalıdır, çünkü bu filtrelerin standart verimlilikleri (G4/M5 veya ISO kaba /ePM10 filtre sınıfı) virüslü partikülleri etkili bir şekilde filtrelemez, HEPA verimleri yoktur.

 

Bazı sistemler (fan-coil ve indüksiyon üniteleri) yerel (oda seviyesinde) hava dolaşımı ile çalışır. Mümkünse (önemli bir soğutma ihtiyacı yoksa), virüs partiküllerinin oda seviyesinde yeniden havaya karışmasını önlemek için bu ünitelerin kapatılması önerilir (özellikle odalar normal olarak birden fazla kişi tarafından kullanıldığında). Fan-coil cihazlarının pratik olarak küçük partikülleri filtrelemeyen ancak büyük partikülleri toplayabilen kaba filtreleri vardır. Fan-coil ünitesi ısıtma fonksiyonuna sahipse, fan-coil cihazını bir gün boyunca 40 °C veya bir saat 60 °C sıcaklıkta tutulursa ısı değiştirici yüzeyindeki virüsü etkisiz hale getirmek mümkündür. Fan coil'leri, ısıtma veya soğutma amaçlı yoğun kullanım nedeniyle kapatılamıyorsa, virüs filtrelerde birikebileceğinden ve fan açıldığında yeniden havaya karışabileceğinden fanlarının sürekli çalıştırıldığından emin olunmalıdır. Sürekli çalıştırıldığında, virüs partikülleri, egzoz havalandırmasıyla veya eski binalarda pencere havalandırmasıyla giderilecektir.

 

Taze hava beslemesini ve egzoz havalandırmasını artırın [12]

Mekanik havalandırma sistemli binalarda uzatılmış çalışma süreleri tavsiye edilir. Klima sistemlerinin zamanlayıcıları, havalandırmayı bina kullanılmaya başlanmadan en az 2 saat önce nominal hızda başlatmalı ve bina kullanımdan çıktıktan 2 saat sonra daha düşük hıza geçirmelidir. Talep kontrollü havalandırma sistemlerinde, nominal hızda çalışmasını sağlamak için CO2 ayar noktası 400 ppm değerine düşürülmelidir. Havalandırma 7/24 açık, insanlar yokken düşük (ama kapalı değil) havalandırma oranları ile çalıştırılmalıdır. Pandemi nedeniyle boşalan binalarda (bazı ofisler veya eğitim binaları) havalandırmanın kapatılması değil, düşük hızda sürekli çalışması tavsiye edilir. Isıtma ve soğutma ihtiyaçlarının azaldığı mevsim geçişlerinde, yukarıdaki öneriler enerji kullanımını biraz arttıracaktır; ancak virüs parçacıklarını binadan uzaklaştırmaya ve yüzeyden serbest kalan virüs parçacıklarını temizlemeye yardımcı olacaktır. Genel tavsiye, mümkün olduğunca fazla dış hava sağlamaktır. Kilit nokta, kişi başına sağlanan temiz hava miktarıdır. 

 

Esnek çalışma şartları nedeniyle çalışan sayısı azalırsa, geri kalan çalışanları daha küçük alanlara toplamayın; havalandırmayı artırarak temizleme etkisi sağlamak için aralarındaki sosyal mesafeyi (kişiler arasında en az 2–3 m fiziksel mesafe) koruyun hatta artırın. Tuvaletlerin egzoz havalandırma sistemleri her zaman 7/24 açık tutulmalı ve özellikle dışkı yoluyla iletimi önlemek için düşük basınç oluşturulduğundan emin olunmalıdır.

 

Daha fazla pencere havalandırması kullanın [12]

Kalabalık ve kötü havalandırılan yerlerden uzak durulmalıdır. Mekanik havalandırma sistemleri olmayan binalarda, pencerelerin aktif olarak kullanılması önerilir (ısıl konforu bozsa bile normalden çok daha fazla açılabilir). Pencere havalandırması hava değişim oranlarını artırmanın tek yoludur. Bir odaya girildiğinde (özellikle oda önceden başkaları tarafından kullanıldığında) 15 dakika kadar pencere açılabilir. Ayrıca, mekanik havalandırmalı binalarda, havalandırmayı daha da artırmak için pencere havalandırması kullanılabilir. Mekanik egzoz sistemli tuvaletlerdeki pencereleri açmak, tuvaletin diğer odalara kontamine olmuş bir hava akışına neden olabilir, bu da havalandırmanın ters yönde çalışmaya başladığını gösterir. Tuvaletlerden yeterli egzoz havalandırması yoksa ve tuvaletlerdeki pencere havalandırmasından kaçınılamıyorsa, bina boyunca çapraz akış sağlamak için pencereleri diğer alanlarda da açık tutmak önemlidir.

 

Sistem bakımı

HVAC bakım personeli, filtreleri standart güvenlik prosedürlerine uygun olarak (özellikle egzoz hava filtreleri) değiştirmediğinde risk altında olabilir. Güvenli tarafta olmak için, filtrelerin her zaman canlı virüsler de dahil olmak üzere aktif mikrobiyolojik materyale sahip olduğunu unutmamalıyız. Bu husus, son zamanlarda bir enfeksiyonun olduğu bir binada özellikle önemlidir. Filtreler, sistem kapalıyken, eldiven kullanarak, solunum korumalı olarak değiştirilmeli ve kapalı bir torbaya atılmalıdır. Bazı virüs parçacıklarının emiş kanallarında olması mümkündür. Bu nedenle, benzer koruma oralarda da önerilebilir.

 

Isı tekerleklerinde, madde aktarımı esas olarak tütün dumanı ve diğer kokular gibi gaz halindeki kirleticilerle sınırlıdır. Düzgün çalışan ekipman durumunda, temizleme peryoduna sahip ısı tekerlekleri pratik olarak parçacıkları aktarmaz - bu aynı zamanda virüs parçacıkları için de geçerlidir. Eski cihazlarda temel endişe, egzoz tarafından besleme tarafına hava kaçağıdır. Bu basınç farkına ve contaların durumuna bağlıdır. Fanlar egzoz havası tarafında daha yüksek basınç oluşturuyorsa, hava kaçağı yüzde bir kaçtan %15'e yükselebilir. Gerekirse, basınç farkları damperler veya diğer düzenlemelerle düzeltilebilir. Sızıntı, tekerleğin dönüş hızına bağlı olmadığından, rotorların kapatılmasına gerek yoktur, ancak daha eski ekipmanların incelenmesi tavsiye edilebilir.

 

Yaşadığımız sürecin ekonomiye verdiği zararlar yanında, çevre kirliliği ve küresel ısınmaya olumlu etkileri olduğu ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği liderleri, bloğun koronavirüs ekonomik toparlanma planında iklim değişikliği ile mücadele amacını dikkate alması gerektiği konusunda anlaştılar. 27 AB lideri bu koronavirüs ekonomik toparlanma planını koordine etmeyi kabul etti. Her ne kadar planın ayrıntılarının hala üzerinde çalışılması gerekiyorsa da, AB'nin gezegeni ısıtan emisyonları azaltma amacını tanımlamak için kullandığı “yeşil geçiş” ile tutarlı olması gerektiğini kabul ettiklerini açıkladılar. AB'nin yürütme komisyonu, 27 üye ülkesini 2050 yılına kadar tüm birlik ülkelerinin yaydığı sera gazını nötr hale getirmeyi planlamak için bu ay bir zirvede toplanmaya davet etti.

 

Kaynaklar

1. Heperkan, H., Fanlar ve enerji verimliliği, Termoklima, Mayıs 2012.

2. Heperkan, H., İç hava kalitesi ve binaların enerji verimliliği, Termoklima, Aralık 2011.

3. EPBD Directive 2010/31/EU, Recast, 19 Mayıs 2010.

4. CEN/TC156/WG19/N84: prEN16798-1 Indoor environmental input parameters for design and assessment of energy performance of buildings addressing indoor air quality, thermal 

environment, lighting and acoustics.

5. CEN/TC156/WG19/N89: draft prCEN/TR 16798-2 WD: Guideline for using indoor environmental input parameters for the design and assessment of energy performance of buildings.

6. Bjarne W. Olesen, Indoor environmental input parameters for the design and assessment of energy performance of buildings, Rehva European HVAC Journal, Vol 52, issue 1, Ocak 2015.

7. Claus Handel, Ventilation for non-residential buildings, Rehva European HVAC Journal, Vol 52, issue 1, Ocak 2015.

8. Centnerová, L. D.,  “On the history of indoor environment and it’s relation to health and wellbeing “, REHVA European HVAC Journal, Volume: 55 Issue: 2 Nisan 2018, pp 14-21.

9. Olesen, PowerPoint sunumu “How much ventilation and how to ventilate in the future”, 2011.

10. P. M. Bluyssen, The Indoor Environment Handbook, vol. 165, no. 3. 2012.

11. European Parliament, Energy Performance of Building Directive (“New EPBD”) 2018/844/EU, Official Journal of the European Union, 2018, Brüksel, Belçika.

12. REHVA COVID-19 Guidance Document, Rehva European HVAC Journal, Vol 57, issue 2, Nisan 2020.

 


duyar vana-31