GOODWE VE GE ORTAKLIĞI MİMSAN’dan %85’e Varan Oranlarda Yanma Verimi Sağlayan Kazan Teknolojileri FRİTERM'DEN BASIN AÇIKLAMASI Mustafa Demirkol, Schneider Electric Veri Merkezi Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Global Başkan Yardımcısı Oldu SOSİAD’ın Dernek Adı Değiştirildi TTMD ÜYESİ PROF. DR. AHMET ARISOY İLPA Su Teknolojileri Satış ve Pazarlama Direktörlüğü'ne Gökhan Uzuner getirildi Dolmen Grup, Jazz Data Center İklimlendirmesinde İmbat’ı Tercih Etti Dünya Nüfusunun Dörtte Biri Aşırı Derecede Susuzluk Çekiyor ODE DÜNYA ÇAPINDA PRESTİJLİ PROJELERİNİN TERCİHİ OLMAYA DEVAM EDİYOR İklimlendirme Sektöründe Mükemmel Müşteri Memnuniyeti Ödülü DemirDöküm'ün oldu Küresel Salgın Koşulları Hatırlatıyor: Suyun Korunması ve İyi Yönetimi Şart PA-FLEX KAUÇUK HER ALANDAKİ PROJELERDE RAĞBET GÖRÜYOR TESİSATTA CORONA VİRÜS SALGINI İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER Masdaf, Binalarda %50 Su Tasarrufu İçin “Gri Su Geri Kazanım Sistemleri”ni Öneriyor

Prof. Dr. Hasan A. Heperkan

DİJİTALLEŞEN DÜNYADA İKLİMLENDİRME SİSTEMLERİ

 

Modern ekonomilerde ICT, bilgi ve iletişim teknolojisi ve internet bağlantısı olmadan iş yapmak çok zordur. Modernleşme durmaksızın devam etmekte ve pazarlara sayısız yeni ürün ve çözüm getirmektedir. Giderek daha fazla cihaz, bunları internete veya benzer bir ağa bağlayan iletişim modülleri içerir. Bu ürünler, toplumu her yerde dijitalleşmeye yaklaştıran, birbirine bağlı siber-fiziksel nesnelerin bir ağı olan Nesnelerin İnterneti “IoT” ile refere edilir. Bu teknolojik değişimler karşısında siber güvenlik önlemlerinin artan önemi, özellikle üç perspektiften büyük ilgi görür; müşteriler gizlilik, veri koruma ve güvenlik konularına; üreticiler sorumluluk ve standardizasyon konularına; devlet ulusal savunma ve siber suçların bastırılmasına odaklanır [1].

 

Isıtma ve soğutma, ülkemizde olduğu gibi, Avrupa’da da enerjinin son kullanımında en büyük paya sahiptir. Mevcut en son verilere göre, nihai tüketimin yaklaşık %50'sinden sorumludur (Şekil 1). Soğutma, 2018'de nihai enerjinin sadece %3.8'ini oluştursa da, Avrupa genelinde talebin hızlı bir şekilde artması beklenmektedir.

 

1

Binalar, AB'deki ısıtma ve soğutma için nihai enerji tüketiminin yaklaşık % 80'inden sorumludur. Bina kodlarının benimsenmesi ve uygulanması, daha verimli cihazların kullanılması, ısıtma ve soğutma enerji yoğunluğunu iyileştirmiştir, ancak soğuk iklim nedeniyle, taban alanı başına ısıtmanın enerji yoğunluğu hala yüksektir. Ayrıca, Avrupa'daki bina enerji mevzuatının dünyanın diğer bölgelerine göre daha iyi olmasına rağmen, mevcut cihaz stoğunun yaklaşık % 75'i bu tür kodların uygulanmasından önceki tarihlerde üretilmiştir. Ancak son yıllarda, ilerlemenin durma noktasına geldiği, enerji konusundaki dönüşümlerin yeterince hızlı gerçekleşmediği ve ortalama ısıtma ve soğutma cihaz verimlerinin hala Mevcut En İyi Teknolojinin çok altında kaldığı görülmektedir.

Şimdiye kadar, ısıtma ve soğutmadaki dijitalleşme, cihazlar veya ulaşım gibi diğer alanlarda dijitalleşmeden daha az ilgi görmüştür. Ancak ısıtma ve soğutma evde ve işyerinde konfor için hayati önem taşımaktadır, diğer taraftan sanayi enerji talebinin yaklaşık üçte ikisini proses ısısı temsil etmektedir. Ayrıca, enerji sistemlerinin birbiriyle bağlantısı giderek artmaktadır. Bu nedenle, uygun politikalar geliştirmek ve yeni yatırımlara zemin hazırlamak için ısıtma ve soğutma için dijitalleşmenin potansiyelini ve en önemlisi teknolojileri daha iyi anlamak önemlidir.

Dijitalleşme, ICT, bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT), özellikle de akıllı cihazların ve sensörlerin yaygın sunumunun ve büyük veri toplama ve analizinin yenilikçi kullanımıdır. Örneğin fiyatlar ve talebe göre ısıtma ve soğutma akılarını optimize etmek ve maliyetleri azaltmak, yeni hizmetler sağlamak için kullanılabilir [1].

Akıllı sayaç, enerji tüketimi ile ilgili verileri kaydeden, izleme ve faturalandırma için tedarikçilere ileten elektronik bir cihazdır. Daha gelişmiş modeller, sayaç ve tedarikçi arasında bazen kablosuz olarak iki yönlü iletişim sağlayabilir. Bölgesel ısıtma ve soğutma için benzer cihazlar mevcuttur. Revize edilen Enerji Verimliliği Direktifi (EED, Madde 9c) uyarınca, uzaktan okunabilir ölçüm cihazlarına ve pay ölçerlere (münferit apartman binalarını ölçmek için radyatöre monte edilen cihazlar) geçişin 2027'den daha geç olmamak üzere AB genelinde tamamlanması gerekmektedir [1].

IoT (Nesnelerin İnterneti), internet bağlantısı için bir IP adresi olan fiziksel cihazların ve nesnelerin sürekli büyüyen ağı ve bu nesneler ile diğer internet özellikli cihazlar ve sistemler arasında gerçekleşen iletişimdir. Uzak cihazların, akıllı telefon veya tabletler aracılığıyla tesis yöneticileri ve kullanıcılar tarafından kolayca izlenmesini ve kontrol edilmesini sağlar. Örneğin sıcaklık verilerini belirlenmiş bir aylık bütçeyle birleştirerek ısıtma ve soğutma cihazlarının uzaktan kontrol edilmesine izin verebilir. Arz tarafında, birçok IoT platformu için önemli bir uygulama, güvenilirliği optimize etmek, kullanılabilirliği artırmak ve işletim maliyetlerini azaltmak için sensör ve makine verilerini analitik yazılımlarla birlikte kullanmaktır. IoT, büyük veri ve bulut bilişim ile yakından ilgilidir. IoT veri toplar ve belirli kurallara göre işlem yapar, bulut bilişim verileri depolar ve büyük veri, analizi işleme, yorumlama ve karar vermeyi sağlar. Birlikte fiziksel ve sanal dünyaları birleştirerek akıllı ortamlar yaratırlar [1].

Yapay Zeka (AI), makine ve sistemlerin bilgi edinme, uygulama ve akıllı davranma becerisidir (OECD, 2016). Çevresinin öngörüsü ile uygun şekilde işlev görebilen herhangi bir teknoloji (yazılım, algoritma, süreçler kümesi, robot vb.) olabilir (EPSC, 2018).

Dijitalleşme, çeşitli yenilenebilir enerji kaynaklarının ısıtma ve soğutma talebini karşılama payını artırmak için iyi bir fırsattır. Avrupa'nın ısıtma ve soğutma tüketiminin yaklaşık % 19'u yenilenebilir enerji (çoğunlukla katı biyokütle) ile karşılanmaktadır (EEA, 2018). Binaları ısıtmak ve soğutmak için kullanılan yenilenebilir enerji teknolojileri, küçük kapasiteye sahip bireysel ünitelere veya daha büyük kapasitelerde DHC, bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerine yerleştirilebilir. Bununla birlikte, teşviklere rağmen pazara girme hızları düşüktür. Isıtma ve soğutmanın mevcut teknolojilerle uygun bir maliyetle karbondan arındırılabileceği, birincil enerjiden tasarruf edileceği, yenilenebilir enerji kapasitesinin daha iyi kullanılacağı ve güç sektörü altyapısı üzerindeki baskının azalacağı bilinmektedir. Bununla birlikte, radikal bir değişime ihtiyaç vardır ve dijitalleşme bu değişimin bir parçası olabilir[2].

Dijitalleşme, uygulamayı, planlamayı ve iş modellerini optimize ederek; ısı ve soğutma cihaz üreticilerini, kullanıcıları, yerel paydaşları ve enerji piyasalarını birbirine bağlayarak toplam karbondan arıtma maliyetini azaltır. Akıllı binalar, akıllı topluluklar, akıllı şehirler, yerel enerji ve bölgesel ısıtma ve soğutma (DHC) için bir itici güçtür. Bugün birçok binada kontrol en fazla bir oda termostatı ile sınırlıdır. Termostatlar programlanabilir olsa bile, birçok bina kullanıcısı nasıl yapılacağını bilmez veya yapamaz. Dijitalleşmenin, ısıtma ve soğutma için yararları, hatta teknolojilerin varlığı bile çok az bilinmektedir.

Son zamanlarda gözlemlediğimiz iklim değişiklikleri, net veya yaklaşık sıfır enerjili (nZEB/NZEB) bina standartları ile ilgili tartışmaları körüklemiştir. Bir yandan, sertleşen hava koşulları, iklim ve enerji verimliliği bilincini artırarak bizi, politik/düzenleyici hedeflere götürmüş, diğer yandan, ısıl konfor söz konusu olduğunda modern ofis binalarının yeteneklerini ve beklentilerini etkilemiştir. Bu zorlukların teknik yollarla aşılmasında, planlama, inşaat, işletmeye alma ve işletme süreçleri etkin rol oynamaktadır. Gerçekte, binalar çeşitli teknik ve teknik olmayan engeller nedeniyle çoğu zaman verimsiz ve rahatsızlığa neden olan, optimal noktadan uzak koşullarda çalışır; konutlarda memnuniyet ve ticari binalar için “çalışma verimi” kaybı söz konusudur. Bunun bir nedeni, sistemin, gerçekte hiçbir zaman oluşmayan pik yük için tasarlanması ve boyutlandırılmasıdır (genellikle yasal olarak gereklidir). Farklı bileşenlerin (sıkıştırmalı soğutucular, inverterli ısı pompaları, doğal soğutma döngüleri, vb.) yüksek verimliliklerinden tam olarak yararlanmak için, ilgili tüm çalışma modlarını (kısmi yük davranışı, geçiş süresi) iyice analiz etmek, tasarlamak ve belgelemek gerekir. Aşılması gereken bir diğer engel ise, genellikle yetersiz olan devreye alma aşamasıdır (tüm sensörlerin ve aktüatörlerin fiziksel varlığı ve doğru çalıştığı kontrol edilmeli, bina otomasyon sistemindeki çeşitli kontrol stratejilerinin doğru bir şekilde uygulandığı test edilmeli) [2].

Kentsel alanlarda, kentsel dönüşüm süreçleri, hem çevresel koruma hem de sürdürülebilir kalkınma için yenilikçi yaklaşımlara dayanan ve yeni teknolojileri kullanan eylemleri içermelidir. Koruma ve biyoklimatik tasarım, karmaşıklık ile başa çıkabilen bir tasarım için, bilimsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyar; gelecek nesillerin kültürel ihtiyaçlarını da dikkate alır. Bunlar sadece tasarım ve teknolojik faaliyetler değil, aynı zamanda ekonomik akımları, sosyal yapıyı ve kültürel arka planı dikkate alan, çevre, mekan, malzeme, enerji gibi mevcut kaynaklar aracılığıyla çevresel konuları değerlendirebilen süreçlerdir. Avrupa'da inşaat sektörü, toplam enerji tüketiminin yaklaşık % 40'ı, CO2 emisyonlarının % 36'sından sorumludur [3]. Avrupa Komisyonu bina sektöründe enerji tüketimini azaltmak için binaların enerji performansına ilişkin iki direktifle çeşitli eylemlerde bulunmuştur [4, 5, 6].

Dijital teknoloji, insanların yaşamlarının her alanında devrim yarattı, konutlar ve en çok da işyerleri, ticari binalar etkilendi. Ofis alanlarına zaten ICT, dijital teknolojisi hakimdir, ancak geleceğe bakıldığında, eğilimler, alan içinde etkileşime girdiğimiz neredeyse her şeyin dijitalleşmesine işaret etmektedir. Kullanılan tüm elektrik enerjisinin sonunda ısıya dönüştüğü, ışınım ve taşınım yoluyla iç kazançlara katkı sağlayacağı düşünülürse, bu eğilimlerin mahal ısıtma ve soğutma talepleri üzerindeki etkisini değerlendirmek gerekir. İklimlendirme, HVAC tasarımında iç kazançların yanlış tahmini sonunda (operasyonel güç ve diversite uygulamak yerine nominal etiket gücünün kullanılması), cihaz yüklerinden gelen kazançlar gerçekte olduğundan çok fazla alınabilmektedir. Böylece, ihtiyaç duyulandan yüksek kapasiteye sahip soğutma gruplarının belirlenmesiyle, hem yatırım maliyeti, hem de kısmi yüklerde çalışma sonucu işletme maliyeti artmaktadır.

Dijital teknoloji dünyası hızlı, dinamik ve öngörülemeyen bir ortamdır. Yenilik ve değişim, kullanıcıların değişen gereksinimleri ve gelişen teknolojilerin sunduğu yeni fırsatlar arasındaki karmaşık etkileşimden kaynaklanmaktadır. Bu değişen kullanıcı gereksinimlerinin arka planını anlamak için, gelişmekte olan dijital dünyada büyüyen ve ihtiyaçlarını karşılamak için ona yön veren nesile bakmak gerekir [2].

Analistler, 1980-2000 yılları arasında doğanlar olarak tanımlanan Y kuşağının liderliğindeki büyük bir devrimin ortasında olduğumuzu düşünüyorlar. Y kuşağı, genellikle anlık iletişime meraklı, sosyal medya ve diğer Web 2.0 teknolojilerine yakın bir nesildir; aynı zamanda girişimci, yenilikçi ve hareketli olarak tanımlanabilir. Bu kuşak, profesyonel yaşamlarında daha fazla esneklikle birlikte, evden, hareket halindeyken veya ofiste çalışma seçenekleri istemektedir. Onlar, kuruluşların bilgi ve iletişim teknolojisi süreçlerini “bulutta” ve internet bağlantısı ile yürütmelerini beklemekte, böylece nerede olurlarsa olsunlar işlerini yapmak için gerekli verilere erişebilmeyi talep etmektedirler [2].

Bu seçim özgürlüğü, ofislerin rolünü de etkileyecektir, çünkü belki de özel bir iş için sabit bir yer yerine daha çok bir toplantı merkezi veya bağlantı noktası olarak ele alınacaktır. Sonuç olarak, kuruluşlar daha fazla hareketlilik eğilimine ayak uyduramadığı için bina kullanım oranları düşmekte, israfı önlemek için binaların daha akıllı bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Gelecekteki ofislerin doluluk profillerini yeniden tanımlamanın yanı sıra, Y kuşağı, basitçe “her yerde bilgisayarlar” olarak tanımlanan her yerde bilgi işlem ihtiyacına yöneliyor. Ofislerin kullanım şeklini şekillendirebilecek birbiriyle ilişkili dört temel eğilim vardır: bulut bilişim, mobil bilişim, yüzey bilişim (doğrudan etkileşim) ve yaygın sensör ağları.

 

Bulut Bilişim

Cloud computing, bulut bilişim, işlem gücünün masaüstü PC'den bir sunucu ağına taşındığı felsefeyi açıklar; sunucu, kuruluş içinden (özel bulut) veya internet üzerinden (genel bulut) sağlanabilir. Bulut bilişimin Y kuşağı kullanıcıları için faydaları çok açıktır - verilere daha kolay erişim, sunucunun sanallaşmasıyla daha fazla kullanılabilir güç ve fiziksel donanımı paylaşarak kaynak kullanımında artış. Şu anda birçok şirket kısa vadede hala tereddüt ediyor olsa da, önümüzdeki dört yıla baktığımızda, analistler önemli sayıda şirketin bulutta çalışacağına inanıyorlar [2].

 

Mobil Bilişim

Hareket halindeyken iş yapma ve sosyal medyayla etkileşim kurma yeteneği, Y kuşağı için temel bir gerekliliktir. Bu nedenle, bunu sağlayacak teknolojinin gelecekteki ICT sistemlerinde belirleyici oyuncu olacağı açıktır. 2008 yılında, yıllık dizüstü bilgisayar sevkiyatı PC'lere eşitti, 2012'de neredeyse üç katına çıktı. Akıllı telefon kullanımı ise bir patlama yaşadı. Geleceğe baktığımızda, ne tür bir cihazın öne çıkacağı bilinmemekle birlikte, donanım tarafında çok fazla yakınsama (netbook'lar, tabletler, akıllı telefonlar) ve işleme gereksinimlerinin çoğunun bulutta gerçekleştirilmesi ile cihazlar arasındaki farklar azalmıştır [2].

 

Yüzey Bilişim (doğrudan etkileşim)

Üçüncü teknoloji, bilgisayarlarla nasıl iletişime geçtiğimizle ilgilidir. Kullanıcılar aslında dijital bilgileri elleriyle “tutabilir” şekilde fare veya klavye kullanmadan dokunma ve hareketle aktarabilecek veya kontrol edebileceklerdir. Eğilimler her zamankinden daha sezgisel olan arayüzlere doğru ilerlemektedir; DOS sistemlerindeki komut sisteminden günümüzün fare ve klavyesine kadar, bir sonraki teknoloji arayüzünün çoklu dokunmatik ekranlar olacağı tahmin ediliyor. Her bir yatay ve dikey yüzeyin etkileşimli bir ekranla kaplanması fikri olan “Yüzey Hesaplama” bu amaçla geliştirilmiştir. Katı hal aydınlatma teknolojisindeki, özellikle OLED (organik LED) konusundaki ilerlemeler, bu vizyonu laboratuvar dışına taşıyabilecektir. Yüzey bilgi işlemine yönelik evrim, her masaüstünde daha büyük ve çoklu monitörlere yönelik eyilimlerde zaten görülebilir. Araştırmalar, birden fazla monitör kullanıldığında üretkenliğin yaklaşık % 40 arttığını göstermektedir [2].

 

Yaygın Sensör Ağları

Dördüncü eğilim, yaygın sensör ağlarının kullanımıdır. İnsanların bilgisayarlarla etkileşimindeki gelişmelere paralel olarak, bilgisayarların insanlarla etkileşim şekillerinde de benzer gelişmeler olmuştur. Yaygın sensör ağlarının, Bina Yönetim Sisteminin (BMS) enerji taleplerini daha etkin kontrolünü uygulamak için kullanabileceği, binanın daha iyi izlenmesini sağlayacağı beklenmektedir. Geleceğe bakıldığında, yaygın sensör ağları IoT, Nesnelerin İnterneti'nde önemli bir rol oynayacaktır (gerçek dünyadaki nesnelerin sanal bir temsilini yaratır). Binaların doluluk oranlarını, çalışanların ne zaman işe gideceklerine ve boş alanların ofis içinde nerede olduklarına göre ayarlamak için planlama yazılımları ve RFID (radyo frekansı tanımlama) etiketleri kullanmak olası çözümler arasındadır [2].

 

Katı Hal Aydınlatma

Değişimin son dijital teknoloji sürücüsü katı hal aydınlatmasıdır. Bugüne kadar, LED'lerin ekran aydınlatmasında ve LCD monitörler için arka plan aydınlatmasında sadece çok uzman uygulamaları vardı, gelecekteki beyaz LED topolojilerinin genel aydınlatma dahil olmak üzere çoğu aydınlatma durumunda kullanılabileceği beklenmektedir. ABD Enerji Bakanlığı, piyasada bulunan beyaz LED'lerin 188 lümen/W değerinde bir etkinliğe ulaşması için hedefler belirlemiştir. Bu, en iyi floresan tüplerinin elde ettiği akım seviyelerinin neredeyse iki katıdır [2].

Binalar daha sızdırmaz ve enerji verimli hale dönüştüklerinde, toplam iç kazanç değerinin ne olduğu önem kazanmaktadır. En iyi uygulanmış bir tasarımda bile, düşük ve yüksek kazanç senaryosundaki maksimum soğutma talebi arasındaki farkın % 94 olduğu gösterilmiştir. Buna uygun olarak, kalitesiz bir yapıya sahip bir ofis binasında, iç kazanımların azalması net bir enerji artışı ile sonuçlanır. Bu durumda, talebi azaltmaya çalışmak yerine öncelikle tasarım ve yapı kalitesinin iyileştirilmesi daha akılcı olacaktır. Binaların uzun kullanım ömrü göz önüne alındığında, binaların değişime esnek olacak şekilde tasarlanması önemlidir. İklim değişikliğinin gelecekteki binaların adaptasyonu üzerindeki etkisine çok dikkat edilmiş, ancak iç kazanımların rolü göz ardı edilmiştir. 

 

Akıllı enerji sistemleri

Akıllı bir enerji sisteminde, elektrik, ısı ve gaz ağları her bir sektör için olduğu kadar genel sistem için de en uygun çözümü sağlamak üzere koordine edilir. Akıllı sayaçlar ve diğer dijital teknolojiler tarafından üretilen büyük miktarda veri, ısıtma ve soğutma akılarını tahmin etmek, tutarsızlıkları tespit etmek ve sızıntı veya kayıpları kontrol etmek için kullanılabilir. AI, yapay zeka, yerel kaynakları optimize etmek ve toplam maliyeti en aza indirmek için farklı üretim araçlarını kontrol edebilir [1].

 

2Enerji depolama teknolojileri, talebin veya maliyetlerin düşük olduğu veya arzın talebi aştığı dönemlerde enerji biriktirebilir, talep veya enerji maliyetleri yüksek olduğunda geri verebilir. Boyutuna bağlı olarak, ısıl depolama elektrik depolamaktan 100 kat daha ucuz olabilir; toplu depolama, bireysel ev depolarından daha ucuzdur. Kısa, orta ve uzun vadeli uygulamalar için farklı yatırım getirileri olan depolama teknolojileri bulunmaktadır. Teknolojiler arasında kuyular, soğuk su, yeraltında depolama, depolamalı ev tipi sıcak su ısıtıcıları, buz, erimiş tuz ve termokimyasal depolama bulunmaktadır. Akıllı bir enerji sistemi ile sürdürülebilir olmayan bir biyoenerji tüketmeden % 100 yenilenebilir enerji kullanmak teknik olarak mümkündür. Elektrik, ısıtma, soğutma ve ulaşım sektörlerinin birbirine bağlanmasıyla ortaya çıkan esneklik ve elektrik sektöründe % 80'in üzerindeki yenilenebilir enerji potansiyeli bunu mümkün kılmaktadır. 

 

Siber güvenlik

AB'deki mevcut gelişme, siber güvenlik ve veri koruma konularında artan bir farkındalığa işaret etmektedir. Daha karmaşık bir sistemde, operatörler bilgi sistemlerini korumalı, potansiyel saldırıları tespit etmeli ve herhangi bir olaya müdahale edip kurtarmalıdır. Bunu ele almak için siber güvenlik tehditleri hakkında ortak bir anlayış ve operatörler için ortak bir müdahale çerçevesi geliştirmek önemlidir [1].

Avrupa Komisyonu, AB Siber Güvenlik Stratejisini gözden geçirmekte, enerji sektöründe ağ ve bilgi sistemlerinin güvenliği hakkındaki 2016 Direktifinin (NIS Direktifi) uygulanmasının nasıl güçlendirileceği konusunda kapsamlı bir strateji geliştirmektedir. AB Siber Güvenlik Ajansı ENISA, üye devletlere NIS direktifinin uygulanmasında yardımcı olmakta, akıllı altyapı ve hizmetlerin güvenliğini ve esnekliğini artırmak için kamu ve özel sektör paydaşlarını desteklemekte, yeteneklerini geliştirmek için eğitimler vermektedir.

Blockchain, elektronik ekipmanlara dijital kimlikler vererek siber saldırıları daha az olası hale getirme potansiyeline sahiptir. Ancak, merkezileşmeye karşı savunmasız kalabilir, örneğin baskın bir oyuncu sistemi kontrol ederek protokollere hakim olabilir, hangi işlemlerin geçerli olduğuna karar verebilir. Ağın diğer kullanıcılarının bu karara karşı çıkması neredeyse imkansızdır [1].

Bazı yeni blockchain projelerinde, zincirleme yönetişim olarak adlandırılan bir yöntem olan akıllı sözleşmeler şeklinde yazılıma karar verme süreçleri eklenmiştir. Ayrıca, Blockchain Savunma Patent Lisansı gibi açık kaynaklı patentlerin çıkarılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Sürekli gelişen ve etkileri günlük hayatımızı değiştiren teknolojik bir çağda yaşıyoruz. Yeni teknolojiler, üretkenliği artırma, yeni kaynaklar yaratma, çevreyi koruma, açlığı ve fakirliği azaltma gibi konularda sürdürülebilir çözümler yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak sonuçların toplumun yararına gelişebilmesi için kamunun, özel sektörün, üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin birlikte çalışmaları gerekmektedir. Politika belirleyici aktörler daha hızlı davranmazlarsa ve tedbir almazlarsa teknolojik gelişmelerin olumuz sonuçları da ortaya çıkabilir. Toplumun refahı ve barış için tehlike oluşturmaması açısından kontrol altında tutulması en büyük beklentimizdir.

“The Technology and Innovation Report 2018: Harnessing Frontier Technologies for Sustainable Development” raporuna göre, güçlü dijital platformlar ve farklı teknolojilerin yenilikçi (inovatif) kombinasyonları sonucu her gün inanılmaz ürünler yaratılmaktadır [7]. Ülkelerin, geçiş sürecini yönetebilmek için özel politikalar geliştirmeleri gerektiği de vurgulanmaktadır. Sosyal adaletin sağlanmasında eğitimin rolü bir defa daha ön plana çıkmaktadır. Yeni teknolojilerin ortaya çıkmasında lokomotif sektör dijital teknolojilerdir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkın açılmaması için yenilikçi teknolojilerin yaygın etkisinin de kontrol edilmesinde yarar vardır. Özellikle kadınların da resmin içerisine çekilmesi ve ömür boyu öğrenmenin teşviki desteklenmelidir.

Yeni teknolojilerin hızlı gelişmesinde, teknolojik değişimin birikimci doğasının, mikroçiplerin gücünün her yıl hızla artmasının, teknolojilerin yeni birleşimlerinin, maliyetlerin düşmesinin, internetin ve kullanım ücretlerinin düşmesinin rolü inkar edilemez. Büyük Veri, gerçek zamanlı bilgi akışı sağlayarak karar verme süreçlerini iyileştirebilir. Nesnelerin İnterneti, ağa bağlı nesnelerin izlenebilmesi ve yönetilmesini sağlayarak sanayinin verimli çalışmasını ve insanların konforunu iyileştirebilir. Bu iki teknolojinin, sağlık, tarım, enerji ve su yönetimine çok büyük katkıları vardır. Yapay Zeka, görüntü tanıma, problem çözümü ve mantıklı düşünmede insanlardan daha başarılı olabilmektedir. Özellikle robotlarla birlikte kullanıldığında üretimde çok etkilidir. 3D, Üç Boyutlu Yazıcılar, karmaşık parçaların az sayıda üretiminde, prototip hazırlanmasında ve nakliye masraflarının azaltılmasında olduğu kadar sağlık, inşaat ve eğitim alanlarında da kullanılmaktadır. Biyoteknolojideki gelişmelerden, ilaç üretiminde, kişisel tedavide, yapay zeka ve büyük veri ile birlikte kullanılarak bitki ve hayvanların genetik modifikasyonunda yararlanılmaktadır. Nanoteknolojinin, su temininde (su temizleme), enerji (bataryalarla depolama), tarım (etkin ilaçlama), bilgi ve haberleşme teknolojilerinde (elektronik parçaların küçülmesi) ve ilaç sektöründe uygulamaları bulunmaktadır. Yenilenebilir enerji teknolojileri, elektriği şebekeden uzak en ulaşılmaz noktalara taşırken, dronlar mal dağıtımında, tarımda ve insanlar için tehlikeli görevlerin icrasında faydalı olmaktadır. Özelleştirilmiş küçük uydular da çok yakında ticarileşecektir [7].

 

KAYNAKLAR

[1] Digitalisation: Opportunities for heating and cooling, Technical report by the Joint Research Centre (JRC), Luxembourg: Publications Office of the European Union, 2019, ISBN 978-92-76-01438-6, ISSN 1831-9424, doi:10.2760/00116

[2] James Johnston, John Counsell, P A Strachan, Trends in Office Internal Gains and the Impact on Space Heating and Cooling, CIBSE Technical Symposium, DeMontfort University, Leicester UK – 6th and 7th September 2011.

[3] UNEP. United Nations Environment Program - Buildings Can Play Key Role in Combating Climate Change, Oslo: SBCI-Sustainable Construction and Building Initiative; 2007. 

[4] EC. Directive 2002/91/EC of the European Parliament and of the Council of 16 December 2002 on the Energy Performance of Buildings. 2002. 

[5] EP. Directive 2010/31/EU of the European Parliament and of the Council of 19 May 2010 on the Energy Performance of Buildings. 2010. 

[6] EU. Directive 2012/27/EU of the European Parliament and of the Council of 25 October 2012 on Energy Efficiency. 2012. 

[7] Technology and Innovation Report 2018, Harnessing Frontier Technologies for Sustainable Development, United Nations Publication UNCTAD/TIR/2018, ISSN 2076-2917, ISBN 978-92-1-112925-0, e-ISBN 978-92-1-363310-6.


duyar vana-31