Danfoss, Soğutkan Haftası’nı kutladı RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN KANAT BAKIMLARI İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINA EMANET LİMAK ENERJİ, AŞURE GÜNÜ’NÜ MÜŞTERİLERİ İLE KARŞILADI BETA Kimya A.Ş.’den yangına dayanımlı köpük: APEL PF380 İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği / MCE ve BIE Fuarı Dört Mevsim İdeal İklimlendirme Baymak Isı Pompası 22. ISK-SODEX Istanbul Fuarına FORM İmzası İklimlendirmede Güney Afrika pazarı mercek altında PANASONIC LIFE SOLUTIONS TÜRKİYE “INNOVATION CORNER” AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ Bosch Türkiye ve Sabancı Üniversitesi’nden sanayide dijital dönüşüm için ortak proje YENİLENEBİLİR ENERJİDE SEKTÖR VE AKADEMİ İŞ BİRLİĞİ ODE KALİTEYE YATIRIM YAPTI, SU YALITIMINDA EPİKON DÖNEMİNİ BAŞLATTI BITZER, Almanya'daki genişletilmiş fabrikada üretilen ilk yeni kondenseri teslim etti Knauf Türkiye’de bayrak değişimi Siemens teknolojileri “ISK-SODEX” 2019 Fuarı’nda sergilenecek

Dr. Öğr. Üyesi Nazan Şahbaz Kılınç

TÜRKİYE’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ İLE İLGİLİ YAPILAN SWOT ANALİZLER

 

AB Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının güçlü ve zayıf yönleri, yenilenebilir enerji kaynakları üzerindeki fırsatlar ve tehditler şu şekildedir: 

Güçlü Yönleri: Türkiye coğrafi konumu nedeniyle oldukça önemli bir bölgede yer almaktadır. Bu coğrafi konum nedeni ile doğudaki zengin doğalgaz ve petrol yatakları ile batıdaki zengin müşteri portföyü arasında bir köprü konumundadır. Yenilenebilir enerji kaynakları konusunda potansiyel olarak dünyanın en önde gelen ülkelerinden birisi olması yine Türkiye’nin güçlü yönleri arasında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye önemli düzeyde ithalat yapan ülkelerden biridir. Bu durum enerjiyi arz eden ülkeler açısından önem taşımaktadır. Mühendislik ve müteahhitlik sektörlerinde yaşanan gelişmeler açısından avantajlıdır. En önemlisi ise oldukça zengin doğal kaynak çeşitliliğine sahiptir. Özellikle de jeotermal kaynaklarda dünyada ilk beş ülke arasında yer almaktadır. Güneş enerjisi açısından bakar isek pek çok Avrupa ülkesine göre daha fazla güneşlenme süresine sahiptir. Elektrik sektörü gelişime açıktır (Erdil- Erbıyık, 2015: 675-676).

Yenilenebilir enerji türlerinin yakıt gideri yoktur, yerli ve ekonomik olmalarının yanı sıra düşük işletim maliyetlerine sahip olarak, dışsal (toplumsal) maliyetleri azdır. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik, bugün için çok sayıda bilimsel kuruluş, bakanlık, yerli ve yabancı özel sektör firmaları tarafından desteklenerek çeşitli projeler yürütülmektedir. Ülkemizde yenilenebilir enerji sektöründe araştırma çalışmaları yürüten üniversite, enstitü, özel şirketler, konuda uzman ve yatırımcıları koordineli ve yüksek standartlarda projeler yürütmek amacıyla bir araya getiren, Türkiye Rüzgar Enerjisi Üreticileri Birliği (TÜREB) gibi çeşitli kurum, birlik ve dernekler hayata geçirilmiştir. Emisyon ticaretinin Kyoto Protokolü’nün uygulanmasını sağlayan önemli bir mekanizma olması ve bu protokole göre; sera gazı azaltımında temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına olan eğilimin artması da yenilenebilir enerji kaynaklarının güçlü yönlerindendir (Yılmaz, 2018: 92).

Zayıf Yönleri: Yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden elektrik üretmeye dayalı teşvikler açısından irdelendiğinde Türkiye'de devletin bu alanlara verdiği destekler gelişmiş ülkelere göre daha düşük kalmaktadır. Ayrıca enerji sektöründe doğalgaza doğru bir eğilim vardır. Bu da yenilenebilir enerji kaynaklarına olan yatırım süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Enerji konusunda yapılması gereken reformlar ve düzenlemeler yeterli düzeyde değildir. Bununla birlikte yatırımcıların maliyetli sayılabilecek bu alanlara, yeterli düzeyde yatırım yapılabilmesine olanak sağlayacak bütçe harcamalarını kısıtlı düzeyde arttırabilmektedirler (Ağaçbiçer, 2010: 149). Yasal düzenlemelerin yetersizliği ile küresel ölçekte faaliyet gösteren ulusal enerji şirketlerinin yaratılamamış olması ve  yenilenebilir enerji sektöründeki üretici hakları ve rekabet ortamı, yenilenebilir enerji kaynaklarını düzenleyen yasa çerçevesinde denetim altına alınırken, tüketici ve emekçi sınıfının haklarını koruyan herhangi bir yasal düzenleme mevcut değildir (Yılmaz, 2018:93). Bunun dışında potansiyel yararlarının tam olarak anlaşılmaması, politika ve piyasa araçlarının yetersizliği, özel kesimin katılımının yetersizliği, bürokratik engeller ve finansman yetersizliği gibi zayıf yönleri mevcuttur. (Doğan, 2015:132).

Fırsatlar: Yenilenebilir enerji sektörü ileriye dönük yatırım yapılabilecek iyi bir sektördür. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve çevrenin korunması hususunda Türkiye'de artan bir kamusal farkındalık mevcuttur. Teknolojinin de gelişmesi ile birlikte yeni yatırımlara olanak sağlayan bir sektördür. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektriğe talebin fazla olacağı düşünülmektedir.  Bununla birlikte, bor ve toryum gibi yeni enerji kaynaklarından faydalanırken kullanılabilecek ve stratejik öneme sahip kaynaklar bulunmaktadır (Doğan, 2015: 133). 

Türkiye, güneş ve hidrojen kaynakları gibi yenilenebilir enerji üretim alanlarında uluslararası faaliyet gösteren, Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu (ISES) gibi kurumlara üye olması ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi’nin (UNIDO – ICHET) İstanbul’da kurulması, yenilenebilir enerji üretiminde yeni teknolojilerin ülkemizde geliştirilmesine ve teknoloji ihracatına fırsat tanımaktadır.  Yenilenebilir enerji kullanımı, Türkiye’nin üstlenmiş olduğu gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşma misyonunu hayata geçirebilmesi amacıyla gerçekleştirmesi gereken sürdürülebilir kalkınma, 2020 yılına kadar gerçekleştirilmesi öngörülen 120 milyar dolarlık yatırımın, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirilmesi Türkiye ekonomisi açısından önemli bir fırsattır (Yılmaz, 2018: 94). Ekonomik büyüme, sanayileşme ve şehirleşme sonucunda özellikle atık yönetimi, su arzı ve yönetimi ve hava kirliliği kontrolü alt sektörlerinde olmak üzere Türkiye’deki çevre ürünleri ve hizmetleri talebinin artmakta olması da fırsatlar arasında sayılmaktadır (Deloitte, 2010: 22).

Tehditler: Yenilenebilir enerji kaynaklarının ilk olarak devlet eliyle geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu sektöre ilk giriş maliyetleri yüksek olabilir. Ayrıca devlet yenilenebilir enerjiye pozitif ayrımcılık yapması gerekmektedir. Aksi takdirde yeni bir sektör olan yenilenebilir enerji sektörü, mevcut yenilenemeyen enerji sektörünün rekabetiyle baş edemez. Bununla birlikte, en azından ileri teknolojiler sayesinde ucuz enerji üretilene kadar devlet yenilenebilir enerjiye vergi indirimi uygulaması gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik yenilenemeyen enerji kaynaklardan üretilen elektriğe göre daha maliyetli olabilir. Bu durum yenilenebilir enerji sektörünün gelişmesini engelleyebilir. Son olarak teknolojik gelişmelerle birlikte enerji tasarruflu cihazların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu durum yenilenebilir enerji sektörü açısından bir tehdit niteliği taşıyabilir (Aydın, 2014: 6). Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerjilere yönelik AR-GE projesi desteği sağlanmadığı gibi herhangi bir devlet teşvikinin de bulunmayışı, üretim yapmak isteyen girişimci ve yatırımcıların farklı kaynaklara yönelerek yenilenebilir enerji popülaritesinin düşmesine sebep olmaktadır. Türkiye tarım açısından elverişli topraklara sahip bir ülke konumundadır. Hidrolik baraj göllerinin yüzey alanları geniş olduğundan daha hızlı buharlaşarak ekosistemi etkilemekte ve civar bölgedeki tarım alanlarının tuzlanarak verimliliklerini yitirmesine sebep olmaktadır (Yılmaz, 2018: 95).

 


ingas-8