Elektrik piyasasında küresel işlem değeri 2018’de 256,3 milyar $ ile rekor kırdı DemirDöküm, Ramazan’da 9 ilde bin 200’ü aşkın paydaşıyla buluştu ICSG İstanbul’a yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi Schneider Electric İş Ortakları Pano Partner Günleri’nde Buluştu Vaillant Türkiye, “Yönetim ve Strateji” konusundaki deneyimlerini Mülkiyeliler ile paylaştı Kırıkkale Üniversitesi’nden AFS’ye Teknik Gezi DAIKIN KLİMALARINIZI YAZA HAZIRLIYOR DemirClub ayrıcalıkları Aiolos Air yenilikçi çözümleri ile faaliyete geçti Baymak Ürün Eğitimi Fatsa’da Gerçekleşti Fronius Solar Energy, Intersolar 2019 fuarına başarıyla katılım sağladı Smart Energy son teknoloji panellerini Intersolar’da tanıttı Baymak, Geleceğin Mühendislerini Ağırladı “TÜRKİYE’NİN ENERJİ SİSTEMİ MASAYA YATIRILDI” Social Media Awards’tan Buderus’a ödül

Prof. Dr. Hasan A. Heperkan

YALITIMDA OPTİMUM U-DEĞERLERİ İÇİN MALİYET ETKİN HESAP YÖNTEMİ 

 

Avrupa Birliği, karbondioksit yayılımını azaltmaya yönelik ilk adımı 4 Ocak 2003 tarihinde Binalarda Enerji Performansı Direktifi (2002/91/EC), EPBD ile atmıştır. Direktif, birlik üyesi ülkelerin binalar için bir enerji belgelendirme, sertifika sistemi oluşturmalarını ve kazanlar ve iklimlendirme sistemlerinin düzenli aralıklarla zorunlu kontrolünü içeriyordu. Daha sonraki yıllarda üye ülkelerin geçen zaman içerisinde doğru yolda ilerlemelerine karşın, erişilen minimum şartların tatmin edici boyutta olmadığı görüldü.

 

2010 yılında, EPBD, Directive on Energy Performance of Buildings yeniden düzenlendi. Bina kabuğunun yalıtım özelliklerine oldukça sıkı kısıtlamalar, üye ülkelere minimum enerji gereksinimi konusunda somut hedefler getirildi. Öncelikle, farklı kullanım şekillerine göre referans binaların oluşturulması, bu binaların yaşam süreçlerini dikkate alan “maliyet etkin analiz” e dayalı yönetmeliklerin hazırlanması ve amaca ulaşmak için yapılacak geliştirme yöntemlerinin tanımlanması gerekmektedir. Avrupa enerji hedeflerine göre, kamu binaları 2018/2019, diğer binalar da 2020/2021 yılına kadar “yaklaşık sıfır enerjili binalar”, nZEB olacaktır. 

 

Kasım 2016 da açıklanan “Bütün Avrupalılar için Temiz Enerji” paketinden yaklaşık bir yıl sonra, üye ülkeler, binalarda enerji performansı direktifi, EPBD’nin yeniden revize edilmesini kabul ettiler. Avrupa Parlamentosu 17 Nisan 2018 de revizyonu onayladı. Yeni revizyon, paydaşların ve Rehva’nın görüşleri doğrultusunda iç ortam kalitesinin güçlendirilmesini, düzgün bakım ve etkin denetlenme yapılmasını ve daha iddialı enerji verimliliği hedefleri konulması hususlarını içermektedir. 

 

Başlıca gelişmeler;

Binaların karbondan arındırılmasını sağlayacak ulusal yol haritaları tarafından desteklenerek 2050 yılına kadar düşük ve sıfır emisyonlu bir bina stokunun oluşturulması.

2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarının 1990 seviyesine göre %80 – %95 azaltılması. 2030 ve 2040 yılları için ölçülebilir kilometre taşları belirlenmesi.

Binaların verimli olarak işletilmelerini sağlamak üzere bilgi ve iletişim teknolojisinin (ICT) ve akıllı teknolojilerin kullanılmasının teşvik edilmesi (otomasyon ve kontrol sistemleri gibi).

Bütün binalarda elektrifikasyon için alt yapının kurulmasının desteklenmesi.

Yeni teknolojileri ve elektronik sistemleri, tüketicilerin ihtiyaçlarına uygun olarak adapte etme, işletilmelerini optimize etme ve dağıtım şebekesi ile uyum konularına binaların ne kadar hazır olduklarını gösteren “akıllılığa hazırlık      göstergesi” tanımlanması.

Uzun dönem bina renovasyon stratejilerinin güçlendirilmesi ve sisteme entegre edilmesi.

Kamu ve özel finansman kaynaklarının ve yatırımlarının harekete geçirilmesi.

Eski binaları yenileyerek enerji faturaları ile mücadeleye yardım edilmesi (binaların yenilenmesinde yıllık %3 dönüşüm hedeflenmektedir). 

şeklinde özetlenebilir.

 

“Intergovermental Panel on Climate Change”, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2014 sonunda yayınladığı 5. Değerlendirme Raporu’nda “Küresel ortalama sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutulması gerektiğini açıklamıştır. Bilim adamları, sera gazı emisyonlarının artmaya devam etmesi ve eşiğin aşılması durumunda, küresel ısınmanın geri döndürülemez olacağını belirtiyorlar. Bilimsel çalışmalar bu eşiğin endüstri devrimi öncesi sıcaklıklara göre 2˚C ile sınırlanması gerektiğini işaret ediyor. Şekil 1 değişik senaryolara göre 2100 de erişilecek sıcaklık artışını gösteriyor. En üsteki eğri hiçbir şey yapılmadığı durumu, bugünkü hız korunursa ne olacağını temsil ediyor.

 

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, COP21 (Conference of the Parties) Paris’te Aralık 2015 de yapıldı. Toplantıya katılan 195 ülke, sera gazlarını sınırlayabilmek için emisyonları azaltmak, küresel ısınmayı 2°C değerinin altına indirmek üzere Paris Antlaşması’na, oy birliğiyle karar verdiler.

 

Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’nü 12 yıllık gecikmeyle imzalamıştır. Türkiye, 1 Ekim 2015’de BM’ye sunduğu Ulusal Düzeyde Belirlenmiş Katkı Niyeti, INDC (Intended Nationally Determined Contributions) belgesinde, 2030 yılı itibariyle referans senaryoya göre sera gazı emisyon artışını yüzde 21 azaltmayı taahhüt etti.

 

 

 

Türkiye, Avrupa kıtasındaki en hızlı büyüyen bina stokuna sahip ülkedir. Türkiye, %4’ten daha fazla olan yeni yapılaşma oranlarıyla birlikte, yeni yapılaşma oranı %1’den daha az olan AB ortalamasından büyük ölçüde daha hızlı büyümektedir. Türkiye’deki bina sektörü (konut ve hizmet binaları), ulusal nihai enerji tüketiminin yaklaşık %35’inden sorumludur (EUROSTAT, 2016). Yeni yapılaşma faaliyetleri nedeniyle bu yüzdenin gelecekte daha da artması beklenmektedir. 2015 yılında UNFCCC’ye (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) sunulan Türkiye’nin Niyet Edilen Ulusal Katkı beyanında (INDC) (Türkiye Cumhuriyeti, 2015) tanımlanan Türkiye’nin iklim koruma hedeflerini başarmaya yönelik en önemli dayanaklardan biri Türkiye’deki bina sektörüdür. 

 

Türkiye’deki bina sektörünün enerji tüketimindeki artışını sınırlamak için binalardaki ısıtma enerjisi ihtiyacının tayin edilerek izin verilen sınır değerlerle mukayese edilmesine yönelik hesaplama kurallarını tanımlayan ve en son versiyonu 2008’de yayınlanan TS 825 standardı (TSE, 2008) yürürlüğe konulmuştur. Bu Yönetmeliğin amacı; binalardaki ısı kayıplarının azaltılmasına, enerji tasarrufu sağlanmasına ve uygulamaya dair usul ve esasları düzenlemektir. Bu Yönetmelik, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki belediyeler dahil olmak üzere, bütün yerleşim birimlerindeki binalarda uygulanır. Türkiye’de binalarda ısı yalıtımı uygulamaları bakımından oluşturulan dört bölgede yer alan il ve ilçeler, Yönetmelik ekindeki EK 1-A’da listede ve EK 1-B’de harita üzerinde gösterilmiştir (Şekil 2). Listede yer almayan belediyeler, bağlı oldukları ilçe değerlerini esas alır.

 

 

 

Bu bağlamda, TS 825 ayrıca yeni binaların ve tadil edilecek binaların çatı, cephe, pencere ve döşemelerine yönelik U-değerleri için minimum gereksinimleri açıklamaktadır. Ancak mevzuat, sadece ısıtma enerjisi talebine yönelik düzenlemeler içerirken örneğin ortam soğutması ya da yardımcı enerji gibi diğer enerji tüketim alanlarıyla ilgili hesaplamalar Türkiye’deki binalara yönelik zorunlu olan bu standarda dahil değildir (Heperkan, 2017). Bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TSE tarafından yürütülen çalışmalar devam etmektedir.

 

Türkiye’deki enerji verimliliği çalışmalarının sağlam ve net bir konum almasını desteklemek için, IZODER Türkiye’deki konut sektörüne yönelik olarak Avrupa Birliği’nin Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği (EPBD) bağlamında maliyet etkin U değerlerinin tayin edilmesi ve bu U değerlerinin Türkiye’nin iklim değişikliği ile ilgili hedeflerine ulaşılmasındaki potansiyel rolünün değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapmıştır.

 

Metodolojik olarak revize edilen EPBD’nin maliyet etkinlik prensibine uyarlanarak Türkiye için Coğrafi Bilgi Sistemi (GIS) tabanlı U-değeri (duvar, döşeme, çatı, pencere) haritaları oluşturulmuştur. Analizler, şehre özgü hesaplama parametreleri ve METEONORM’dan alınan saatlik iklim verileri kullanılarak Antalya, İzmir, Gaziantep, Muğla, İstanbul, Bursa, Ankara, Niğde, Sivas, Ağrı, Kars ve Erzurum olmak üzere Türkiye’deki 12 şehirde yürütülmüştür.  Şehirler için bulunan sonuçlar iklim bölgesi ölçeğine ekstrapole edilerek tüm bölgeyi temsil edebilecek U değerleri bulunmuştur. Hesaplamada kullanılan önemli verilerden birisi de dış hava şartlarıdır.

 

Esiyok (2006); Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve TSE’nin (Türk Standartları Enstitüsü) Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen bir derece-gün metodunu kullanarak Türkiye’nin iklim bölgelerini “Isı Yalıtım Bölgeleri” olarak sınıflandırdığını ifade etmektedir. “Türkiye Devleti Meteoroloji Kurumu ve TSE’nin (Türk Standartları Enstitüsü) Türkiye iklim bölgelerini, Türkiye Devleti Meteoroloji Kurumu tarafından geliştirilen bir derece-gün yöntemini kullanarak “Termal Yalıtım Bölgeleri” olarak sınıflandırdığını söyler. Sınıflandırma, 1981 ve 2001 yılları arasında 236 istasyondan alınan 10 °C’nin üzerindeki sıcaklık sayısına göre yapılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre Türkiye dört yalıtım bölgesine ayrılmış ve bu bölgeler TS 825 (Binalarda Isı yalıtım kuralları standardı) standardında tüketim değerlerini ve yalıtım gereksinimlerini tespit etmek üzere tayin edilmesi için kullanılmıştır. Şekil 2 bu dört iklim (yalıtım) bölgesinin konumunu ve Türkiye üzerindeki dağılımını gösterir.

Türkiye’deki oldukça heterojen iklim koşulları sahip olması ve sınırlı sayıda şehir için elde edilen sonuçların tüm Türkiye’nin bina stokuna daha doğru bir şekilde ekstrapolasyonun yapılabilmesi için TS 825’te tanımlanan dört iklim bölgesi, Tablo 1 e göre 6 yeni iklim bölgesi olacak şekilde yeniden yapılandırılmıştır. Bu yaklaşıma göre önerilen yeni 6 yeni iklim bölgesi Şekil 3 de harita üzerinde gösterilmiştir (Schimschar, vd.).

 

 

 

 

 

Bu çalışmada Türkiye’deki konutların çatı, duvar, pencere ve döşemelerine yönelik maliyet etkin U-değerleri ve ortaya çıkan enerji talebi hesaplanmıştır. Tablo 2 de TS 825 e göre mevcut durum için U-değerleri verilmiştir. Yeni bina ve mevcut binaların yenilenmesi konusunda bir ayrım yapılmamıştır.

 

 

 

Tablo 3 ise kullanılan altı iklim bölgesi için elde edilmiş maliyet etkin hesaplamalarının sonuçlarını sunmaktadır. Sonuçlar, ilgili bölgedeki kapsama alınan referans şehirlerin ortalamasını temsil eder. Yeni binalar ve mevcut binalarda yenileme için ayrı ayrı hesap yapılmıştır.

 

 

 

Analizin sonuçları, Türkiye için maliyet etkin yöntem (en düşük yaşam döngüsü maliyetlerini amaçlayan) ile elde edilen U-değerlerinin, mevcut gerekliliklerden (TS 825 U değerlerinden) büyük ölçüde daha düşük olduğunu ve aynı zamanda iklim koruma hedefine ulaşma konusunda da destekleyici olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan, iklim koruma ve maliyet etkin yaklaşım birbirleri ile çelişmemekte, aksine iyi şekilde kombine edilebilir olduğu görülmektedir.

 

Kaynaklar:

1. Esiyok, Umit (2006). Energy consumption and thermal performance of typical residential buildings in Turkey (Doktora), https://eldorado.tu-dortmund.de/bitstream/2003/24374/1

2. Heperkan, H., Türkiye için Maliyet Etkin Optimum U-Değerleri, Termo Klima Dergisi, Ocak 2017.

3. Küresel Karbon Projesi 2014

4. Schimschar, S., Boermans, T., Kretschmer, D., Offermann, M., Ashok, J., U-Value maps Turkey, Applying the comparative methodology framework for cost-optimality in the context of the EPBD, Final report, Proje no:  BUIDE15722, Ağustos 2016

5. TSE 825, 2008

6. www.izoder.org.tr


ICCI Yeni-3